gezi, KEŞİF

İSTANBUL KEŞİF ROTALARI-3: SÜLEYMANİYE-VEFA-KAPALIÇARŞI GEZİ REHBERİ

Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı Gezi Rehberi
Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı Gezi Rehberi

Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı Gezi Rehberi

 İstanbul öyle bir şehir ki; gezmeye ve keşfetmeye ömür yetmez. Her seferinde, çok iyi biliyorum dedğiniz semtlerde bile yeni süprizlerle karşınıza çıkabiliyor. Bu bazen salaş ama çok leziz yiyecekler sunan küçük bir lokanta, bazen dar sokaklardan geçerken aniden karşınıza çıkan eşşiz bir manzara, bazen de hiç görmediğiniz bir tarihi eser olabiliyor.

 İstanbul’u kısa ziyaretlerde ve kısa zamanda hakkıyla keşfetmek mümkün değil. Bunu yapmanın en iyi yolu şehri rotalara ayırarak gezmek. Biz de bu bu amaçla çıktığımız yoldaki 3. rota ile karşınızdayız. Bu yazımızda sizinle birlikte Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı rotasını keşfe çıkacağız. Öyleyse hadi vakit kaybetmeden gezmeye başlayalım.

Süleymaniye-Vefa Tarihçesi

 Suriçi İstanbul’un en önemli semtlerinden biri olan Süleymaniye, Süleymaniye Camii ve Külliyesi ve Şeyhülislamlık makamının burada bulunması ile birlikte 16.yüzyılın 2. yarısından sonra devrin ilmiye sınıfına mensup kişilerin evlerinin yer aldığı, tabiri caizse bir alimler semti haline gelmiş. Süleymaniye, özellikle Tanzimat Fermanı’ndan sonra batılılaşma hareketlerinden ötürü şehrin cazibe merkezinin Galata ve Beyoğlu’na kayması ile birlikte eski önemini yitirmiş. 1950’li yıllardan sonra ise şehrin yoğun göç almasıyla birlikte semtin genel görünümü oldukça değişmiş, ihtişamlı konakların yerini derme çatma evler almış.

 İstanbul’un ruhunu hissedebileceğiniz en özel semtlerinden biri de Vefa. Vefa da tıpkı Süleymaniye semti gibi ilmiye sınıfına mensup alimlerin ve devlet adamlarının konaklarının yer aldığı müstesna bir semtmiş. Semtin adı ise Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından Konya’dan getirtilen göçmenlerle birlikte İstanbul’a gelen Şeyh Ebu’l Vefa’dan geliyor. Ayrıca son mezarının yeri meçhul olan Bizans İmparatoru Konstantin’in Dragenes Paleologos’un mezarının burada olabileceğine dair rivayetler de söz konusu.

Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı Gezilecek Yerler

Kalenderhane Camii

Kalenderhane Camii
Kalenderhane Camii

 Kalenderhane Camii 12. yüzyılda kilise olarak inşa edilmiş. Bizans mimari geleneğine bağlı olarak kare içinde haç planlı bir plana sahip.Daha önce çeşitli nedenlerden dolayı zarar görmüş. En son yapı Komnenos hanedanı tarafından 12.yüzyılda yaptırılmış. Latin İstilasında İtalyanlara tahsis edilmiş. Bu esnada yan nefler yıkılmış, Fransisken Mezhebinin kurucusu Aziz Francesco adına freskler yapılmış.

 Yapı İstanbul’un fethinden sonra Kalenderhane dervişlerine tahsis edilmiş. 18. yüzyılda Darüssade Ağası Beşirağa tarafından tamir ettirilerek camiye çevrilmiş. Vakfiyesinde yapının medrese ve yetimler için yemekhane olarak kullanıldığı yazıyor.1930 yılındaki bir fırtınada büyük hasar görmüş ve minaresi yıkılmış. 1966-1972 yılları arasında İtü ve Harvard Üniversiteleri işbirliği ile restore edilmiş ve tekrar ibadete açılmış.

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii
Süeymaniye Camii

 Büyük usta Mimar Sinan‘ın İstanbul’a kazandırdığı eşşiz eserlerden biri olan Süleymaniye Camii 1551-1557 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman‘ın tahta çıkışının 30.yılı anısına inşa edilmiş. Temel inşası 3 yıl camii inşası 7 yılda tamamlanmış. Camii’de 4 minare ve 10 şerefe bulunuyor. 4 minare Kanuni’nin istanbul’un fethinden sonraki 4.padişah, 10 şerefe ise Osmanlı İmparatorluğu’nun 10. padişahı olmasını simgeliyor.

 Camii’nin ana kubbesini ayakta tutan 4 sütun mevcut. Sütunların bir tanesi Artemis Tapınağı’ından , bir tanesi İstanbul’da bulunan bir dikilitaştan, iki tanesi de Mısır’dan getirtilmiş. Bu 4 sütun İslam’ın 4 halifesini simgeliyor.Mihrap ve Minberi tıpkı Sultanahmet Camii’nde olduğu gibi Marmara Adası’ndan özel olarak getirtilmiş. Camii’nin eşşiz İznik  Çinileri ile kaplı duvarları ve sedef kakma ile yapılmış pencereler ile vaiz kürsüsü özel olarak incelenmeli. Camii’nin hat işlerine Ahmet Karahisari başlamış ama onun kör olmasından sonra öğrencisi Hasan Çelebi çalışmaları tamamlamış. Mihrabın iki yanına Fatiha, kubbeye ise Nur Suresi işlenmiş.

 Mimar Sinan’ın dehasını Camii’nin yapım tekniklerinden anlamak mümkün. Camii’nin farklı  noktalarına koyduğu tuğla ve küplerin arasına boşluklar bırakmış. Bu sayede binanın muhteşem akustiği ortaya çıkmış.Usta ayrıca kandillerden çıkan islerin tek bir odada toplanmasını sağlayarak binanın kirlenmesini önlemiş ve bu islerden mürekkep elde edilmiş. Gel de ustanın dehasına ve ileri görüşlülüğüne hayran olma !

Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan Türbeleri

Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan Türbeleri
Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan Türbeleri

 Süleymaniye Camii’nin içerisinde yer alan Kanuni Sultan Süleyman Türbesi 1566 yılında Mimar Sinan Tarafından yapılmış.  Zarif mermerm süslemeleri ve çini işleriyle oldukça etkileyici bir görünüme sahip. Türbenin giriş kapısnın üzerinde ise Hacerr’ül Esvet taşı bulunuyor. Türbede Sultan Süleyman’dan başka Sultan 2. Süleyman, Sultan 2. Ahmet, Mihrimah Sultan, Asiye Sultan, Rabia Sultan ve Saliha Valide Sultan da yatıyor.

 Hürrem Sultan Türbesi ise 1558 yılında yine Mimar Sinan tarafından yapılmış. Türbenin planı dıştan sekizgen, içten onaltıgen olacak şekilde tasarlanmış. Türbede mercan kırmızısı bitkisel motifi, firuze ve lacivert rengi kullanılmış, ayrıca Türk çini sanatında hiç rastlanmamış olan siyah renge de yer verilmiş.

Mimar Sinan Türbesi

Mimar Sinan Türbesi
Mimar Sinan Türbesi

 Mimar Sinan Türbesi, Süleymaniye Camii’nin kuzey doğu ucunda 1588 yılında kendisi tarafından inşa edilmiş. Süleymaniye’de, İstanbul Müftülüğü’nün sütunlu kapısından çıkınca hemen solda, Fetva Yokuşu ile Mimar Sinan Caddesi’nin kesiştiği köşede yer alıyor.Türbenin yanında bulunan Mimar Sinan’ın evi ile sıbyan mektebi günümüze ulaşamamış. Süleymaniye Külliyesi haziresinde bulunan Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan türbeleri ile Mimari Sinan’ın türbesi karşılaştırıldığında, Sinan’ın türbesinin oldukça basit ve mütevazı olduğu görülüyor.  Yapı, son derece ahenkli ölçülerle, adeta bir yüzük taşı gibi bulunduğu üçgen alanın en uç noktasına oturtulmuş. Türbenin çevresini iki yönden yüksek çevre duvarları kuşatıyor.Yukardan kuş bakışı bakıldığında, büyük ustanın kalfalık eserim dediği Süleymaniye’ye imzasını attığı görülüyor.

Ayrancı Sokak

Ayrancı Sokak
Ayrancı Sokak

 Eski İstanbul’un orjinalliğini koruyarak günümüze ulaşabilmiş az sayıda sokağından biri olan Ayrancı Sokak, yaklaşık 180 yıllık bir geçmişe sahip. İstanbul Müftülüğü’nün bulunduğu yokuştan aşağı inerek ulaşılabiliyor. Eski Osmanlı tipi evleri görmek ve hemen bitimindeki eşşiz bir Haliç Manzarası izlemek için mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Şeyh Ebu’l Vefa Camii

Şeyh Ebu'l Vefa Camii
Şeyh Ebu’l Vefa Camii

 Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’un fethinden sonra şehri Türkleştirmek için Konya’dan getirdiği halk arasında Şeyh Vefa da varmış.Fatih bu zat için ilk olarak bugün Vefa Lisesi’nin bahçesinin olduğu yerde bir ibadethane yaptırmış. Daha sonra bugünkü  Şeyh Ebu’l Vefa Camii ve yanına da çifte hamam yapılmış. Yapım tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 1476.

 1481-1490 yılları arasında 2.Beyazıt medrese,derviş odaları,mutfak ve kütüphane yaptırarak burayı bir külliyeye dönüştürmüş. 1909 yangınında büyük zarar görmüş ama tamiratı 1.Dünya Savaşı nedeniyle yapılamamış ve yıllar içerisinde harabeye dönüşmüş. Günümüzdeki haliyle yapım tarihi ise 1994.

Vefa Kilise Camii

Vefa Kilise Camii
Vefa Kilise Camii

 Vefa Kilise Camii ( Molla Gürani Camii) İstanbul’un Fethinden sonra şehirde camiiye dönüştürülen ilk kilise. Eski adı Hagios Theodoros. 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. Yapı ilk olarak 7. yüzyılda inşa edilmiş. Bugünkü hali ise 11. yüzyılda 1. Aleksios Komnenos döneminde yapılmış. Yapının inşasında tuğla ve taş alternatif sıralar halinde kullanılmış. Dış görünüşü ile kiliseden çok bir sarayı andırıyor. Kilise haç planlı inşa edilmiş ve haç kollarının keşistiği yere kubbe yerleştirilmiş. 1204’teki Haçlı İstilasında zarar görmüş ve restore edilmiş. Fetih’ten sonra Fatih’in hocası ve Şeyh’ül İslam Molla Gürani tarafından camiiye çevirilmiş. Şu an restorasyon nedeniyle ziyarete kapalı.

Vefa Bozacısı

Vefa Bozacısı
Vefa Bozacısı

 İstanbul’un tarihe tanıklık eden, unutulmaz lezzet duraklarından biri de Vefa Bozacısı.Büyükbaba Hacı Sadık Bey 1870’te Kosova Prizren’den şehre geldiğinde Bozanın akışkan, koyu renkli ve ekşimsi tadında bir değiliklik yapmaya karar verir. Bozayı evde kendi imkanları ile günümüzdeki gibi koyu kıvamlı, açık sarı ve hafif ekşimsi biçimde yapar ve bakır güğümlere doldurarak kış geceleri satmaya başlar.Zamanla bozasının yeni kıvamına alışan İstanbulluların talebi artar ve bu da Hacı Sadık Bey’i cesaretlendirip motive eder. 6 yıl sonra 1876 yılının Eylül ayında Vefa semtindeki dükkanını açar.

 Bu eşşiz lezzetin tadını koruyabilmek için yıllar boyu üretimi kendisi yapar. Kendisinden sonra nesilden nesile aktarılan bu eşşiz lezzet, geleneksel tadını koruyarak damaklarımızı şenlendirmeye devam ediyor.

Bozdoğan Kemeri (Valens Kemeri)

Valens Kemeri
Valens Kemeri

 Aksaray’dan Unkapanı’na giden yolu kesen Bozdoğan Kemeri , Şehzadebaşı ile Fatih arasında yer alıyor. Bozdoğan Kemeri, Bizans İmparatoru Valentius devrinde inşa edilmiş. Romalılar devrinde Hadrianus’un şehirde bazı su tesisleri yaptırdığı biliniyorsa da, kemerin daha sonra 364-378 yılları arasında yaptırıldığı kabul ediliyor. Kemerin inşa sebebi ise Bayezid ile Fatih semtleri arasındaki çukurun ortadan kaldırılarak şimdiki üniversitenin bahçesindeki büyük havuza su depolamakmış. Kemerin orjinal uzunluğu 971 metre ama günümüze 921 metresi ayakta kalabilmiş.

Kapalıçarşı

Kapalıçarşı
Kapalıçarşı

 Kapalıçarşı 47.000 metrekare alan üzerine 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in emriyle inşa edilmiş.Camiisi, türbesi, mektebi ile şehir içinde şehir gibiymiş adeta. Zaman içinde yapılan eklemelerle daha da genişlemiş. Bedestenlerinin tüm geliri Fatih’in emriyle Ayasofya’ya aktarılıyormuş. En ihtişamlı dönemine Kanuni döneminde ulaşmış. O dönemde çarşıda 4399 dükkan, 2195 hücre( küçük dükkan), 24 han, 497 dolap, 12 mahzen,10 mescit,16 çeşme ve iki şadırvan bulunuyormuş.

 Yapıların büyük kısmı çeşitli dönemlerde büyük zarar görmüş. 1894 yılındaki depremle neredeyse kullanılamaz hale gelmiş. Sultan 2.Abdülhamid’in verdiği destekle yeniden inşa edilmiş ve günümüze ulaşmış.Cevahir Bedesteni, Sandalcılar Bedesteni , Kalpakçılar caddesi ve bir pazarı çarşının önemli bölümlerinden. Çarşının altında Ayasofya,Sultanahmet hatta Yedikule’ye uzanan dehlizlerin olduğu biliniyor. Çarşıda çalışmaya başlanlara işe girerken bu dehlizlerin yerini kimselere söylemeyeceklerine dair yemin ettiriliyor. Bu dehlizlere giren bir daha geri dönmüyor, dönenler ise akli dengesini yitiriyormuş.2012’de James Bond’un Skyfall filmine de evsahipliği yapan çarşı, şehre gelen turistlerin uğrak noktalarından.

Nuruosmaniye Camii

Nuruosmaniye Camii
Nuruosmaniye Camii

 Camii’nin yapımına Sultan 1.Mahmut’un emriyle 1748’de başlamış ve 1755 yılında tamamlanmış. Mimarı Mustafa Mahmut Ağa. Cami, barok üslupta yapılmış. Klasik üsluptan tamamen ayrı bir karakter taşıyor. Özellikle yarım daire şeklindeki avlusu, bunu ortaya koyuyor.  Cami, bu özelliğiyle Osmanlı mimarisinin yeni üslubunun, ilk büyük ve mühim eseri olarak biliniyor.

 Cami; medrese, kütüphane, imaret, sebil, türbe ve çeşmeyle civarındaki dükkanlar ve hanlardan meydana gelen bir külliye. Kütüphanesi, çok değerli el yazması kitaplarla dolu.  Cami, yüksek bir kaide üzerinde inşa edilmiş. Kare planlı olup,mihrabı dışarı çıkıntılı.Yüksek ve geniş çaplı kubbe, yan duvarlardaki büyük kemerlere oturuyor. Camii’nin içi de oldukça güzel ve gösterişli. Mihrabı ve minderi Barok üslubu ile inşa edilmiş. Bu rotada ihmal edilmeden gezilmesi gereken eserlerden.

Mekan Tavsiyeleri

Hüsnü Ala Cafe

Hüsnü Ala Cafe
Hüsnü Ala Cafe

 

 Mimar Sinan Türbesi’nin hemen yanındaki Fetva Yokuşu’nda yer alıyor. Bu mekanın İstanbul’un en güzel manzaralarından birine sahip olduğunu biliyorduk. Süleymaniye Camii’ni keşfettikten sonra bir kahve molası için uğradık. Manzarası çok güzel. Bütün Haliç ayaklarınızın altında adeta. Damla Sakızlı Türk Kahvesi’de ortalamanın üstünde bir lezzet bıraktı damağımızda. Fiyatlar ortalamanın bir tık üstünde. Rotayı gezerken çay-kahve molası için tercih edilebilir.

Erçağ Büryan

Erçağ Büryan
Erçağ Büryan

 

 Fatih Kadınlar Pazarı’ndaki Büryancıların içerisindeki en iyilerden biri. Servisi hızlı. Nar eksişi gayet güzel. Büryanı mis gibi taze pidelerin arasında geliyor. Etin lezzeti damaklarda bir bayram havası estiriyor adeta. Fiyatlar da gayet uygun. Leziz bir öğle yemeği için şiddetle tavsiye edilir.

Hafız Mustafa

Hafız Mustafa
Hafız Mustafa

İstanbul’da şerbetli tatlılar için tavsiye ettiğimiz birkaç mekandan biri. Divanyolu’ndan Sultanahmet’e inerken sol tarafta yer alıyor. Burada tavsiyemiz havuç dilimli baklava olacak. Özellikle arasına dondurma konulunca tadı daha bir enfes hale geliyor. Baklavanın hamuru ince, fıstığı bol, şerbeti ise tam kıvamında. Yorucu bir turdan sonraki tatlı keyfi için mutlaka tercih etmelisiniz.

Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı’ya Nasıl Gidlir ?

 Rotaya ulaşmak için bir çok alternatif var. Metroyu tercih edecekseniz Vezneciler durağında inerek aşağaı doğru yürüyerek Süleymaniye’ye ulaşabilirsiniz. Tramvayı tercih edecekseniz de Laleli durağında inerek 5 dakikalık bir yürüyüşle yine Veznecilere ulaşabilirsiniz. Eğer yürüyecekseniz Eminönü/Mercan yokuşundan tırmanarak Süleymaniye’ye ulaşabilirsiniz.

 

 

Reklamlar
Mardin'de Gezilecek Yerler-Mardin Gezisi-Mardin Seyahat Rehberi
gezi

MARDİN GEZİ REHBERİ: MEZOPOTAMYA’NIN MİSTİK ŞEHRİNE YOLCULUK

Mardin'de Gezilecek Yerler-Mardin Gezisi-Mardin Seyahat Rehberi
Mardin Gezi Rehberi

Mardin Gezi Rehberi

Dicle ve Fırat’ın ortasında, tarihi Mezapotamya topraklarında yer alan Mardin, ülkemizin en çok merak edilen şehirlerinden biri. Şehrin tarihi milattan önce 2000’li yıllara kadar uzanıyor. Hitit, Pers,Roma ve Türk hakimiyetinde kalan şehirde, bu uygarlıkların mirasıyla birlikte binlerce yıl içinde bir kültür mozaiği oluşmuş.

 Son zamanlarda Güneydoğu Anadolu turlarının vazgeçilmez bir parçası olan Mardin’de gezilecek birçok yer, tadacak birçok lezzet var. Bu yazımda şehir ile ilgili detayları Mardin Gezi Rehberi başlığı altında sizler için derledim. Keyifli okumalar 🙂

Mardin’e Hangi Mevsim Gidilir ?

 Mardin hem karasal iklim ve Akdeniz iklimi’nin yaşandığı bir şehir. Kışın sıcaklık ortalama 3 derece civarında. Kar yağışı fazla görülmüyor. Yazları sıcaklık 30 derecenin üzerinde seyrediyor. Bunaltıcı sıcak ve dondurucu soğuktan etkilenmeden rahatça gezmek için şehre ilkbahar ve sonbahar’da gitmelisiniz. Gerçi bu sene sonbahar uzun yıllardır görülmediği kadar yağışlı geçiyor. Siz siz olun gezerken mutlaka sırt çantanızda bir şemsiye bulundurun;)

Mardin’ e Nasıl Gidilir ?

 Şehre özel aracınızla gidecekseniz İstanbul’dan 1448, Ankara’dan ise 1027 kilometrelik uzun bir yolculuğu gitmeyi göze almanız gerekiyor. Siz siz olun karayoluna hiç bulaşmayın:)Mardin’e gitmek için en pratik yol havayolu. İstanbul, Ankara ve İzmir’den her gün karşılıklı seferler var. Uçuş İstanbul ve İzmir’den 1 saat 50 dakika, Ankara’dan ise 1 saat 25 dakika sürüyor.

Mardin’de Nerede Kalınır ?

Açıkçası ben Kızıltepe’de ingilizce öğretmenliği yapmakta olan, üniversiteden bir arkadaşımın evinde kaldığım için konaklama ile ilgili kişisel tecrübelerimi paylaşamayacağım 🙂 Lakin şehirde konaklamak adına pek çok seçenek bulunuyor. Şehir merkezindeki 5 yıldızlı oteller, eski Mardin’deki konaklar ve butik oteller ve eğer bütçeniz kısıtlı ise polis ve öğretmen evleri de seçenekler arasında. Ancak merak etmeyin,  Mardin oteller açısından pahalı bir şehir değil. Günlük 100-250 TL arasında değişen fiyatlarla gayet uygun rakamlara konaklayabilirsiniz.

Mardin’de Şehir İçi Ulaşım

 Mardin’de şehir içi ulaşım özel halk otobüsleri ve minibüsler ile sağlanıyor. Gezilecek  yerler birbirine yürüme mesafesinde olduğu için toplu taşınaya çok gerek kalmıyor. Midyat, Kızıltepe gibi ilçelere gitmek için minibüsleri kullanıyorsunuz. Ayrıca Dara Antik Kenti,Deyrulzafaran Manastırı ve Mor Gabriel Manastırı’na gitmek için araba kiralarsanız, sizin için daha ekonomik olacaktır.

 Havalimanından şehir merkezine ulaşım için taksi veya minibüsleri tercih edebilirsiniz. Havalimanı’ndan şehir merkezi minibüsle 3.5 TL, taksi ile 40 TL tutuyor. Şehir içi veya Mardin-Kızıltepe arası ulaşım için Şehidiye Camii’nin yanındaki taksi durağındaki Halit’i bulun ve selamımızı iletin. Kendisisi iyi niyetli ve yardımsever. Fotoğraf çekiminde de çok yardımcı oldu bize. Aynı yerlere defalarca turist götürdüğü için uygun açılar konusunda bir hayli tecrübeli. Ayrıca sağ olsun Dara ve Mor Gabriel turumuzda bize taksimetre tutarının %10 u kadar da indirim yaptı. Gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz.

Mardin’de Alışveriş

Mardin'den Ne Alınır ? Mardin'de Nerede Alışveriş Yapılır ?
Mardin’de Alışveriş

 

 Mardin geziniz esnasında şehri hatırlatacak süs ve hediyelik eşyaların yanı sıra, çeşitli el emeği ürünler ve yerel lezzetleri satın alabilirsiniz. Saç ve cilt bakımı için çok faydalı olan Bıttım Sabunu, leziz mavi badem şekeri, peksimet ekmeği, cevizli sucuk ve bakır-gümüş kahve takımları dönerken yanınızda mutlaka götürmeniz gereken ürünler arasında 😉 Kahve, badem şekeri, lokum ve cevizli sucuk için hem şehir merkezinde hem de Kızıltepe başta olmak üzere diğer ilçelerde de hatta İzmir, İstanbul gibi büyük illerde de şubesi bulunan Artuk Bey‘i tercih edebilirsiniz. 1910 yılından beri faaliyet gösteren köklü bir işletme.Ürün çeşitliliği çok fazla, Hayatımda hiç tatmadığım lokum ve çerez çeşitlerini burada buldum:) Fiyatları da uygun. Mekana girer girmez birşey alıp almadığınıza bakmadan hemen kahve ve badem şekeri ikram ediyorar. Kızıltepe şubesinin üst katında yemek yiyip kahve içebilirsiniz. Kahve çeşidi olarak spesiyel dibek’i tavsiye ederim. Damla sakızlı dibek te oldukça lezzetli  bir aromaya sahip 😉 Şekerlemeler için de cevizli sucuk mutlaka almanız gerek diyebileceğim ürünlerden. Bıttım sabunu ve diğer sabun çeşitleri için Eski Mardin Çarşısı’ndaki Mehmet Yüksel Sabunculuk‘a gitmenizi tavsiye ederim. Hem saç hem cilt bakımı için faydalı pek çok sabun çeşidini uygun fiyatlara bulabilirsiniz. Mekan siyasetçilerin uğrak noktası ve pek çok ünlünün daimi tercihi olan bir mekan. Sahibi Necmettin abi de çok hoşsohbet ve sıcakkanlı birisi. Kendisiyle fotoğraf çektirdik. Dükkanına asacağına söz verdi 🙂 Bakır işleri için yine eski çarşıdaki Geylani Bakırcılık‘ı tercih edebilirsiniz. Orjinal el yapımı bakır işleri çok kaliteli. Mardin hatırası olarak alıp, ömür boyu keyifle kullanacağunız çok güzel bakır cezve,kahve takımı, lokumluk vs. bulabilirsiniz.

Mardin Festivalleri

Uluslararası Sirk Festivali

Her yıl Eylül ayında Artuklu ilçesinde düzenlenen festivalde, palyaçolar, çeşitli ülkelerden gelen sirk grupları oldukça renkli görüntülere sahip oluyor.

Uluslararası Kiraz Festivali

 Her yıl Haziran ayında Yeşilli ilçesinde düzenlenen festivalde, kiraz üreticiler yarışmaya katılıyor. İlk üçe giren üreticilere çeşitli ödüller veriliyor. Ayrıca çeşitli sanatçıların verdiği konserler ve sergilediği tiyatro oyunlara festivale ayrı bir renk katıyor.

Uluslararası Mardin Film Festivali

2007 yılından itibaren her yıl Ekim ayında düzenlenen festivalde,uzun ve kısa metrajlı filmlerin yanısıra belgeseller de izleyici ile buluşuyor. Ünlü yönetmen ve oyuncuların katılımı ile festival daha ilgi çekici bir hale geliyor.

Mardin Bienali

 Her yıl Mayıs ayında düzenlenen bienalde, her yıl değişik bir konu belirleniyor ve bu konuların ışığında üretilen eserler, şehrin farklı mekanlarında sanatseverler ile buluşuyor.

Mardin’de Gezilecek Yerler

Kasımiye Medresesi

Kasımiye Medresesi
Kasımiye Medresesi

 Artuklu dönemi eseri olan Kasımiye Medresesi‘nin inşasına Moğol saldırılarından dolayı ara verilmiş. Daha sonra Akkoyunlu hükümdarı Cihangir’in oğlu Kasım tarafından tamamlanmış. Ismini de ondan almış. Medrese iki katli, tek bir havlu etrafında camii ve türbe ile birlikte bir ķülliye oluşturacak şekilde yapılmış. Medresenin batısında şafilerin kullandığı dikdörtgen biçimindeki mescit, doğu tarafinda ise sünnilerin kullandığı mescit bulunuyor.

 Rivayetlere göre Kasımpaşa Moğollar tarafından burada katledilmiş. Kız kardeşi onun ölümüne ağıtlar yakarak kanlı gömleğini duvarlara sürmüş. Yüzyıllar geçmesine ve duvarlar defalarca temizlenmesine rağmen izler ilk günkü gibi duruyor.

Mardin Ulu Camii

Mardin Ulu Camii
Mardin Ulu Camii

 Şehirdeki en eski camii olan Mardin Ulu Camii 1176 yılında Diyarbakır meliki 2.Kutbüddin Ilgazi tarafından yaptırılmış.Artuklu ve Akkoyunlu mimarisinin özelliklerini taşıyan camii, Timur Istilasında zarar görmüş. Minarelerinden biri yıkılmış. Akkoyunlu, Memlük ve Osmanlı zamanda ciddi tamirat görmüş.

 Bütün Artuklu eserleri gibi avlulu olarak tasarlanmış. Avluya doğu ve batıda olmak üzere iki kapıdan giriliyor. Avlunun kuzeyinde geleneksel Artuklu çeşmesi bulunuyor.  Diğer Artuklu ve Akkoyunlu eserleri gibi camii enine doğru genişleyecek şekilde yapılmış.Kubbesi Artuklu mimarisinin bir özeliiği olarak dilim dilim.Minaresinde 12 sahabenin isimleri yazılı. Minareyi incelediğinizde üç farklı biçimde süslendiğini göreceksiniz. Bunun sebebi minarenin inşasında Süryani, Ermeni ve Müslüman üç farklı ustanın birlikte çalışması. Bu motif çeşitliliği minareye ayrı bir görkem katıyor.

Zinciriye Medresesi

Zinciriye Medresesi
Zinciriye Medresesi

 

 Zinciriye Medresesi, 1385 yılında son Artuklu Sultanı Sultan Necmettin İsa Tarafından yaptırılmış. Mardin Kalesinin hemen altında yer alan iki katlı yapı, bütün Mezopotamya Ovasını ayaklarınızın altına seren eşşiz bir manzaraya sahip. Taş işlemeleriyle estetik zevkinizi okşayan medrese, bir dönem rasathane olarak ta kullanılmış. Üst katına normalde çıkmak yasak ama orada bize fotoğraf çekiminde yardımcı olan görevli sağolsun ricamızı kırmayarak bizi çıkardı.Burası Mardin’in en güzel manzarasına sahip. Ayrıca pek çok şarkı klibi ve dizide set olarak kullanılmış. Ayrıca medresede şehirdeki hemen tüm camii ve medresede göreceğiniz üzere hayat çeşmesi bulunuyor. Çeşmenin ağzı bebeklik dönemini temsilen kısa, orta kısmı gençliği temsilen uzun ve geniş, son kısmı ise yaşlılığı temsilen kısa ve dar. Son kısım ayrıca ölümden sonraki yaşamın bir parçası olan sırat köprüsünü temsil ediyor. Çok ince bir düşünce gerçekten.Mardin’de mutlaka gezmeniz gereken eserlerden.

Kırklar Kilisesi

Kırklar Kilisesi
Kırklar Kilisesi

 Kilise 569 yılında Süryaniler tarafından Mor Berham ve kız kardeşi Saro adına inşa edilmiş. Kiliseye Kırklar Kilisesi adını , 3.yüzyılda Hristiyan cemaati üzerinde büyük baskı kuran Roma İmparatoru Dokios’a isyan ettikleri için Sivas’taki bir buz gölüne sürgüne gönderilip ölen kırk askerden alıyor. 1170 yılında kırk askerin kemikleri bulunduğu yerden çıkarılıp getirilmiş ve kiliseye gömülmüş. Yapının büyük avlusu ve çan kulesi öne çıkan bölümlerden. Kilise ayrıca Deli Yürek Bumerang Cehennemi filmine’de ev sahipliği yapmış.

Mardin Müzesi

Mardin Müzesi
Mardin Müzesi

 1942 yılında kurulan Mardin Müzesi 1955’te hizmete açılmış. Asurlular’dan başlayarak Osmanlı İmparatorluğuna kadar, bölgede hakimiyet kurmuş tüm medeniyetlere ait eserlerin sergilendiği müze binası önceleri Antakya Patriği İgnatios Behram Banni tarafından inşa ettirilen Süryani Katolik Patrikhanesiymiş. Arkeoloji ve Etnografya olmak üzere 2 bölümü bulunuyor. Bölgenin kültürel zenginliğini daha yakından tanımak için mutlaka ziyaret edilmeli.

Mor Gabriel Manastırı

Mor Gabriel Manastırı
Mor Gabriel Manastırı

Mor Gabriel Manastırı kurulduğu günlerde bölgenin en önemli dini merkezlerinden birisiymiş. Manastırı’ın ünü Roma ve Istanbul’a kadar uzanmış ve imparatorlardan bağış almış.Manastır aynı zamanda bir egitim merkeziymis ve kütüphanesi oldukça zenginmiş. Şu an British Library’de bulunan bir el yazmasına göre 6 ve 7. yüzyıllarda burada Homeros’un Ilyada’sı grekçe okunuyormuş.

 Süryani inanışına gore oldukça kutsal sayılan yapıyla ilgili ilginç bir inanış ta var. Manastırı’ı imanla 7 kez imanla ziyaret eden kişi Kudüs’ü ziyaret etmiş olarak kabul ediliyor. Mardin gezinizde bu eşsiz kültürel zenginliği mutlaka ziyaret edin.

Deyrulzafaran Manastırı

Deyrulzafaran Manastırı
Deyrulzafaran Manastırı

 Süryani inanışını yansıtan en eski yapı olması ile ön plana çıkan Deyrulzafaran Manastırı, MS.5.yüzyılda inşa edilmiş. Manastırın girişinde 52 Süryani Patriğinin heykeli bulunuyor. Patriklerin mezarları da manastırın içinde. İnanışa göre manastırın olduğu bölgede safran çiçekleri açıyormuş. Bu çiçekler yapıya renk versin diye inşaatın harcında kullanılmış. İsmini buradan alıyor. Yapıda ayrıca çok eski bir Süryani İncili sergileniyor.  Mardin gezinizde mutlaka uğramanız gereken duraklardan.

Dara Antik Kenti

Dara Antik Kenti
Dara Antik Kenti

 Mardin’in Efes’i olarak bilinen Dara Antik Kenti, MÖ.530-570 yılları arasında Iran hükümdarı Darayuvasi tarafından kurulmuş. Daha sonra Iranlilar ve Romalılar arasında el değiştirmiş. Romalılar buraya bir garnizon yapmış. 7.yüzyılda Abbasilerin son olarak ta 15. yüzyılda Osmanlılar’ın kontrolüne girmiş.

 Su ana kadar sadece %5’i günyüzüne çıkarılabilmiş. Kentte kale, zindan,sarnıç,kilise ve kaya mezarları gibi çok çeşitli kalıntılar bulunuyor. Ayrica dünyanın en eski barajinın kalıntıları da yine burada bulunmuş. Kentteki tüm dini yapılar ince Hristiyanlık öncesi dönemdeki güneşe tapınma inancını temsilen güneş tapınağı olarak inşa edilmiş. Yapıların içinde güneş ışığının içeriğe girmesi için yapılmış bir delik var. Ekinoks döneminde bu delikten gelen güneş ışığı ile birlikte özel bir ibadet töreni düzenleniyormuş. Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlığı kabul etmesinden sonra bütün güneş tapınakları kiliseye çevrilmiş.

Dara Zindanı
Dara Zindanı

 Dara Antik Kenti’nin en etkileyici kısmı ise Zindan bölümü. Zindan bölümüne eski bir köy evinin altındaki merdivenlerden iniliyor. Mekan çok iyi ışıklandırılmuş. Oldukça büyüleyici bir görüntü çiziyor.İçeride oldukça dar ve geçmişte burada hapsolan mahkumların çektiği acıları yansıtan küçük tek kişilik hücreler var.Bazı tur programları ilginç olarak grupları buraya sokmuyormuş. Bu da ayrı bir tartışmanın konusu.Muhteşem bir kültür hazinesi olan Dara Antik Kenti mutlaka ziyaret edilmeli.

Mardin Evleri

Eski Mardin Evleri
Mardin Evleri

 Mardin’i Mardin yapan en önemli şeylerden biri de taş evleri şüphesiz. Dışardaki sıcak havayı içeriye yansıtmayan bu evler bölgede yaygın olarak bulunan Sarı Kalker taşından yapılmış. Evlerin hiçbirinin gölgesi birbirine düşmüyor.Yapı malzemesinin gereği olarak  evler yazları serin, kışları sıcak oluyor.Evlerin sarmaladığı dar sokaklarda yürürken kendinizi bir Orta Çağ kentinde yürür gibi hissediyorsunuz. İnstagram için yakalayacağınız efsane kareler de cabası 🙂

Hatuniye Medresesi

Sitti Radviye Medresesi
Hatuniye Medresesi

 

 Hatuniye Medresesi bir diğer adıyla Sitti Radviye Medresesi Artuklu Hükümdarı Kutbettin İlgazi’nin annesi Sitti Raziye hanım tarafından 1177-1185 yılları arasında inşa ettirilmiş. Yapıya yıllar iöinde birçok ekleme yapıldığından orjinalliği bozulmuş. Lakin iki mihrabı var ki gerçekten çok bir düşünceyle yapılmışlar. Bahsettiğim mihraplar cennet ve cehennem mihrapları. Cehennem mihrabının iki yanına ihlas suresi işlenmiş. Üzerindeki 9 kapı cehennemi, 6 taş imanın 6 şartını, 32 oluk ise 32 farzını temsil ediyor. 10 baklava dilimi ise cennetle müjdelenmiş 10 sahabeyi işaret ediyor. Vermek istediği mesaj ihlaslı bir yoldan ilerlemez, bencil bir yaşam sürerseniz, cehennemin 9 kapısından birine girersiniz. Cennet mihrabının iki yanındaki taş birbirine geçen motiflerle yapılmış. Bu motifler birlik,beraberlik ve kardeşliği temsil ediyor. 63 yıldız Peygamberimiz HZ. Muhammed’in 63 yaşını, 40 gül Hz. Muhammed’in 40 yaşında vahiy almasını,iki başlı laleler Allah’tan gelip ona gidileceğini, Güneş İslamiyet’in güneşini, 5 taş İslam’ın 5 şartını, 8 oluk ise Cennet’in 8 kapısını temsil ediyor. Mesajı birlik, beraberlik ve kardeşlik içerinde yaşar,İslamın 5 şartını eksiksiz yerine getirirseniz, İslam’ın güneşi  sizi aydınlatır ve ışık saçarsınız. Medresede ayrıca Hz.Muhammed’in ayak izi de bulunyor. 

Sakıp Sabancı  Kent Müzesi

Sakıp Sabancı Kent Müzesi
Sakıp Sabancı Kent Müzesi

 

 Sakıp Sabancı Kent Müzesi Mardin tarihi ve kültürünü çok iyi yansıtan küçük ama güzel bir müze. Müzede gezerken Mardin’deki inançların tarihi, günlük yaşam, gelenekler, mutfağı ve geçmişte kullanılan eşya ve silahlara dair ayrıntılı bilgiye ulaşıyorsunuz. Müzedeki günlük yaşam ve meslekleri canlandırmak için yapılan balmumu heykelleri oldukça güzel. Eğer vaktiniz kısıtlı değilse Mardin gezinize burdan başlamanızı tavsiye ederim. Giriş ücreti 5 TL.

Mardin’de Ne Yenir ? Nerede Yenir ?

 Mardin Mutfağı ülkemizin en zengin mutfaklarından birisi şüphesiz. Et yemeklerinden sebze yemeklerine, pilavlardan tatlılara kadar çok geniş bir yelpazeye sahip. Mardin Mutfağı’nın başlıca lezzetleri şu şekilde;

  • İrok ( kızartılmış içli köfte)
  • İkbebet(haşlanmış içli köfte)
  • Kaburga Dolması
  • Dobo
  • Soğan Kebabı
  • Sembusek(kapalı lahmacun)
  • Kiliçe(mardin çöreği)
  • Accin( dana etli bulgur pilavı)
  • Zingil(lokma)
  • Mırra Kahvesi
  • Dibek Kahvesi

 

Yusuf Usta

Yusuf Usta
Yusuf Usta

 Yusuf Usta eski şehir merkezinde Şehidiye Camii’nin hemen yanında yer alıyor. Eski şehir merkezinde kebab ve türevlerini en iyi yapan mekan. Etleri öyle yumuşak ki adeta ağızda dağılıyor. Servisi gayet hızlı. Fiyatları gayet uygun. İki ortalama içecekler dahil 55-60 TL’ye nefis bir öğle veya akşam yemeği yiyebilirsiniz. Burada tavsiyemiz urfa kebabı ve tavuk şiş.

Kebabçı Rıdo

Kebapçı Rıdo
Kebapçı Rıdo

 Mardin’de kebap yemek için en doğru adreslerden biri de Kebapçı Rıdo. Küçük iki katlı ve salaş bir mekan. Etlerinin lezzeti bana Balkanlar’da yediğim etleri hatırlattı. Etleri Yusuf Usta’nın etlerine göre biraz daha sert ama yine çok lezzetli. Ayrıca ayranı da ilginçtir ki bardak yerine kasede kaşıkla beraber servis ediyorlar. Bu da ilginç bir detay 🙂 Fiyalar ortlamanın bir tık üstünde ama etin porsiyonu ve lezzetine göre değer. Burada da iki kişi içecekler dahil otlama 70-75 TL’ye yemeğinizi yiyebilirsiniz.

Sultan Sofrası

Sultan Sofrası
Sultan Sofrası

 Hep kebap olmaz biraz da yerel lezzetleri tadalım diyorsanız, aradığınız adres Sultan Sofrası. Eski Mardin’de Zinciriye Medresesi’nin hemen karşısında yer alıyor. Burada tavsiyemiz Mardin Tabağı olacak. Mardin Tabağı’nda etli ekmek, kaburga dolması, mardin türlü, sembusek, içli köfte ve munbar dolması bulunuyor. Bir tabakta Mardin’in lezzetlerini aynı anda tadabiliyorsunuz. Tabaktaki herşey çok lezzetli ama bizim favorimiz kaburga dolması ve mardin türlü oldu. Mardin Tabağı ve birer içecek ile ortalama 60 TL. Yani gayet uygun.

 

Sadık Künefe 

Sadık Künefe
Sadık Künefe

 Yemek üzerine bir tatlı iyi gider veya geziye bir tatlı çay arası verelim diyorsanız, sizi Sadık Künefe’ye alalım 🙂 Mardin merkezden başka Diyarbakır, Batman ve Şırnak’ta da şubesi bulunan Sadık Künefe Hatay’daki künefelerle yarışacak lezzette. Ağızda hoş bir tat bırakan ve oldukça hafif olan künefeler bol şamfıstığı ile servis ediliyor. Burma kadayıfı da meşhur. Bir tatlı ve bir çay 14 TL. Mardin’de tatlı için tercih edilecek en doğru adreslerden.

Keyf-i Teras Cafe

Keyf-i Teras Cafe
Keyf-i Teras Cafe

 Mezapotamya Ovası’na karşı eşşiz bir manzara, bol çeşitli ve lezzetli yiyeceklerden oluşan enfes bir kahvaltı keyfi… Kulağa oldukça hoş geliyor değil mi ? Keyf-i Teras Cafe size bu imkanları sunan bir mekan. Serpme kahvaltısı oldukça çeşitli, sade, kavurmalı ve pekmezli olmak üzere evet yanlış duymadınız pekmezli olmak üzere 3 çeşit yumurta, 4-5 çeşit peynir, 3 çeşit bal ve daha niceleri:) Özellikle pekmezli yumurta ve yeşil zeytine bayıldık. Herşey çok taze ve lezzetliydi. Çayı da güzeldi. Bir de karşımızda Mezapotamya Ovası’nın engin denizleri andıran manzarası. Daha ne isteyelim 🙂 Servisleri de oldukça hızlı. Daha montumuzu çıkarıp masaya yerleşene kadar masanın hemen tamamını donatmışlardı. Bu eşşiz kahvaltının fiyatı ise kişi başı 25 TL. Gezinize başlamadan buraya bir uğrayp enerjinizi depolamanızı tavsiye ederiz;)

Marangozlar Kahvesi

Marangozlar Kahvesi
Marangozlar Kahvesi

 Bakırcılar Çarşısı’nın sonunda yer alan Marangozlar Kahvesi, şu ana kadar gittiğimiz en otantik kafelerden. Girişini bulmak biraz zor. Bir 20 dakikamızı aldı:) Mekanın insanın içini huzur dolduran sımsıcak bir havası var. Ortada odun ateşi ile yanan soba, duvarda şirin kitaplıklar,sakin bir ortam ve leziz kahveler. İnsan kahve keyfi için daha ne arar ki. Burada tavsiyemiz damla sakızlı dibek ve menengiç kahvesi olacak. Fiyatlar 2 kişi için ortalama 12 TL. Gezinizin yorgunluğunu atmak için en doğru adreslerden biri.

Mezapotamya Otantik Cafe

Mezapotamya Otantik Cafe
Mezapotamya Otantik Cafe

 Ulu Camii’nin hemen yanında yer alan Mezapotamya Otantik Cafe geziniz esnasında bir kahve molası vermek için ideal. Mezapotamya Ovasının eşşiz manzarası eşliğinde kahvenizi yudumlamak için tercih edebilirsiniz. Kahve menüsü oldukça geniş. Bizim tercihimiz değişik bir aromaya sahip Süryani Kahvesi oldu. Mırra’dan daha az, Türk Kahvesi’nden daha sert bir aromaya sahip. Yorgunluğu gidermek için birebir 😉 Fiyatları da pahalı değil. Ortalama 7-8 TL civarı.

İldo Pastanesi

İldo Pastanesi
İldo Pastanesi

 Yeni Mardin’de yer alan İldo pastanesi Mardin’in en şık mekanlarından. Hayatımda yediğim en lezzetli 5 pastadan birini burada yediğimi söylersem, abartmış olmam. İldo özel. İldo özel beyaz çikolata ve muzdan yapılıyor. Gerçekten çok ama çok lezzetli bir o kadar da hafif. Fiyatı 14 TL. Mutlaka denemeniz gereken bir lezzet.

 

 

Genel

Nasıl Akıcı İngilizce Konuşulur? |Akıcı İngilizce Konuşmanın İpuçları

 İngilizce Çince ve İspanyolca’dan sonra dünyanın en çok konuşulan üçüncü yabancı dili. Bu denli çok konuşulmasının birkaç sebebi var. İngiltere‘nin geçmişteki sömürge politikası, özellikle sanayi devrimi ve sonrasında şirketlerinin yurt dışında faaliyet göstermeye başlaması ve günümüz iş ve eğitim dünyasının globalleşmesi ile birlikte ortak bir dil haline gelmesi buna örnek gösterilebilir.

İngilizce’nin Önemi

 İngilizce günümüzde hayatın her alanına entegre olmuş bir dil. Sokak tabelalarından restorant menülerine, cep telefonlarından ürün açıklamalarına, filmlerden iş dünyasındaki yazışma ve toplantılara kadar her yerde aktif olarak kullanılıyor. Günümüz dünyasında İngilizce bilmek hem kültürel yaşamda hem de iş yaşamında pek çok avantajı beraberinde getiriyor. Bu avantajları maddeler halinde özetleyecek olursak;

  1. Dünyanın farklı kültürlerinden insanlarla iletişim kurabilirsiniz.
  2. Dünya klasiklerini orjinal dillerinde okuyabilir, filmleri altyazıya ihtiyaç duymadan izleyebilirsiniz.
  3. Bir çevirmen veya çeviri aracına ihtiyaç duymadan dünyayı özgürce dolaşabilirsiniz.
  4. İşe kabul sürecinde tercih sebebi olabilirsiniz.
  5. Okul hayatınızı daha rahat ve başarılı bir şekilde geçirebilirsiniz.
  6. Profesyonel olarak çevirmenlik ve tercümanlık yaparak para kazanabilirsiniz.

Peki Neden Akıcı İngilizce Konuşamıyoruz ?

 Akıcı İngilizce konuşamamanın birden fazla sebebi mevcut. Bunların en önemlisi yanlış eğitim metotları. İlkokuldan üniversiteye kadar geçen süreçte, her eğitim yılı saatlerce ders görmemize rağmen akıcı konuşamıyoruz maalesef. Belki diyalogları  anlıyor ve belirli düzeydeki  metinleri çeviriyor olsak bile, kendimizi günlük diyaloglarda akıcı bir şekilde ifade edemiyoruz. Yani anlıyoruz ama konuşamıyoruz. Çünkü okulda verilen derslerde genellikle gramere ağırlık veriliyor. Konuşma ve telaffuz ikinci plana atılıyor. Oysa akıcı İngilizce konuşmak için deyim, atasözü argo(slang) ifadelere vakıf olmak ve bol bol pratik yapmak gerekiyor. Maalesef öğrencilere bu yaklaşımda bir eğitim verilmiyor.

 Akıcı İngilizce konuşamamamızın bir diğer sebebi de mükemmeliyetçi olmamız ve hata yapmaktan korkmamız. Anadiliniz olmayan, sonradan öğrendiğiniz bir yabancı dilde hata yapmanız gayet doğal. Bu dili konuşan ülkelerde doğmadınız, aile bireyleriniz yabancı değil ve herşeyden önce bu sizin anadiliniz değil. Yani Türkçe’yi konuştuğunuz gibi konuşmanız çok ama  çok zor. Bu beceriye sahip olmanız için çok uzun yıllar yurtdışında yaşamanız gerekiyor.Diyalog kurarken odaklanmanız gereken en önemli nokta kendinizi düzgün bir telaffuzla, doğru bir şekilde ifade edebilmek olmalı. Bunu yaptığınız sürece iletişim kurduğunuz kişi yaptığınız ufak yanlışları önemsemeyecektir. Yeterince akıcı konuşamamanın bir diğer sebebi de yeterince çaba gösterip bol pratik yapmamak. Tonlarca para verip haftanın belirli saatlerinde gittiğiniz kurslar tek başına yeterli olmaz. Kurs harici zamanlarda da ekstra çaba sarf etmelisiniz. Sadece belirli vakitlerde çalışmak  yerine hayatınızın bir parçası haline getirmeniz gerekiyor.

Akıcı İngilizce Konuşmak İçin 5 İpucu

 Akıcı İngilizce konuşmak içinden çıkılamayacak bir durum değil. Belli metotları izleyerek bu sorunu rahatlıkla çözebilirsiniz.

  1. Bol bol dinleme pratiği yapın.

 Bol bol dinleme egzersizi yapın. Sonuçta anlayamadığınız bir diyaloğa dahil olamazsınız. Bebekken nasıl dil öğrendiğinizi hatırlayın. Önce konuşulan sesleri dinlediniz. Daha sonra bu sesleri taklit ederek konuşmaya başladınız. Yani herşeyin başı dinlemek ve anlamak. Farklı aksanlarda konuşulan farklı konuşmaları dinleyin. Örneğin yabancı filmleri önce İngilizce altyazı ile daha sonra altyazısız izlemeye çalışın.

  2. Deyimleri, atasözleri ve günlük ifadeleri öğrenin

 Bir konuşma esnasında duraksamadan kendinizi ifade edebilmek için konuşma dilinde sıklıkla kullanılan ve ileri seviyede iletişim kurmanızı sağlayan deyim,atasözleri ve günlük ifadeleri öğrenin.

  3. Bol bol okuyun

 Ne kadar çok okursanız diliniz o kadar zenginleşir ve seviyeniz yükselir. 300 kelime ile İngilizce konuşmak yerine 2000-3000 kelime ile geniş bir bakış açısı ve bilgi birikimi ile kendinizi ifade edersiniz. Bunu sağlamanın en iyi yollarından biri de sık sık değişik kaynaklardan okuma yapmaktır. Bu sayede kelime hazneniz zenginleşir native yani yaşayan İngilizceyi  konuşma konusunda ciddi bir avantaj elde edersiniz.

  4. Cambly, İtalki gibi uygulamalardan faydalanın

 Eskiden dil öğrenmenin en iyi yolunun yurtdışına çıkıp orda bir süre kalmak olduğu düşünülürdü. Günümüzde ise teknolojinin gelişmesi ile birlikte bu zorunluluk ortadan kalktı. Cambly ve İtalki gibi uygulamalarla uygun ücretler ödeyerek anadili İngilizce olan yabancı hocalar ile birebir görüntülü konuşarak piratik yapabilirsiniz. Eğer bütçeniz kısıtlı ise Facebook ve WhatsApp’taki gruplara dahil olarak, orada edineceğiniz arkadaşlarla Skype üzerinden görüntülü konuşarak  akıcı İngilizce konuşma becerinizi geliştirebilirsiniz.

  5. İngilizceyi günlük hayatınızın bir parçası haline getirin

 Dil öğrenmek sürekli ilgi ve zaman isteyen bir süreç. Üstünde durulmadığı zaman beceriler çok çabuk kaybolabiliyor.Konuşurken duraklamamak ve tıpkı Türkçe konuşur gibi rahat iletişim kurmak için öğrendiğiniz dili hayatınıza entegre etmeniz gerekiyor. Günlük İngilizce gazeteleri okuyabilir, sosyal medya uygulamalarının ve telefonunuzun dilini değiştirebilir veya BBC,CNN gibi haber kanallarını takip edebilirsiniz. Ve herşeyden önemlisi mutlaka her gün 10-15 dakika da olsa yazışma veya konuşma pratiği yapmaya çalışın.

 

 İngilizce konuşmak büyütülecek bir mesele değil. Sadece kendinize inanın ve çaba gösterin. Bol bol pratik yapın.Zaman içinde katettiğiniz yolu görünce kendinize olan güveniniz de artacak. Unutmayın practise makes you perfect( pratik sizi mükemmel hale getirir) 😉 Önerilerimizin dil öğrenme ve geliştirme sürecinize katkıda bulunması dileğiyle. İyi çalışmalar 🙂

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Genel, gezi

Avrupa’nın En Romantik 10 Şehri: 14 Şubat’ta Gidilecek Yerler

ro1_0

 Malum bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Bir çok çift bugünü doyasıya kutlamak ve unutulmaz anılara sahip olmak için seyahat planları yapıyor. Bu yazımda 14 Şubat’ı atmosferleri ile daha büyülü hale getirecek  en romantik 10 Avrupa şehrini sizler için derledim. Keyifli okumalar 🙂

1-Paris,Fransa

eyfel kulesi geçici olarak inşa edilmiştir

 Aşk ve Romantizm denildiğinde akla gelen ilk şehir Paris. Büyük bulvarları, pek çok romantik ana tanıklık eden köprüleri  ki bir tanesinin adı zaten aşıklar köprüsü:), pek çok evlenme teklifi veya ilan-ı aşk’a ev sahipliği yapmış,özellikle gece manzarası müthiş olan ve insanın ayağını yerden kesen Eyfel Kulesi, birbirinden şık kafeleri ile romantik bir tatil planlayan aşıklar tarafından sıklıkla tercih ediliyor.

2-Venedik,İtalya

World___Italy_A_gondola_ride_through_the_channels_in_Venice__Italy_062212_

 Romantizmin en güzel yaşandığı şehirlerden biri de Venedik. Tarihi evlerin çepe çevre sardığı daracık sokakları, eşşiz sanat eserleri ile dolu meydanları, leziz yemekler ve içkiler sunan butik lokantaları ve güneşin batışına denk getirilip yapılacak gondol gezileri Venedik’i aşıklar için cazip bir şehir haline getiriyor.

3-Roma,İtalya

italy-1633421_1280-1024x682

 14 Şubat Sevgililer Günü’ne adını veren Aziz Valentine’in yaşadığı Roma, enfes ışıklandırması, yağmurlu havalarda verdiği eşşiz manzaraları,Roma İmparatorluğu’ndan kalma eşşiz mimari yapıları, Trastevere’nin büyülü sokakları ve en iyi yemekleri yiyebileceğiniz küçük aile işletmesi lokantaları ile 14 Şubat’ınızı unutulmaz kılacak şehirlerden. Şehirde aşk ve romantizm denilince ilk akla gelen yer ise Trevi Çeşmesi. Aşk çeşmesi olarak ta isimlendiriliyor. Özellikle gece ışıklandırma ile olağanüstü bir görüntüye sahip olan çeşme ile ilgili şöyle bir inanış var. Çeşmeye arkanızı dönüp dilek tutarak bozuk para atarsanız, Roma’ya tekrar geleceğinize, iki kez atarsanız, buradan biriyle evleneceğinize inanılıyor 🙂

4-Londra,İngiltere

maxresdefault

 14 Şubat için en doğru adreslerden biri de Londra. Bugünü unutulmaz kılmak için yapabileceğiniz pek çok aktivite var. Thames nehrini ikiye bölen köprülerin sunduğu eşşiz manzaraları izleyebilir, nehir kenarında el ele tutuşup keyifli bir yürüyüş yapabilir, içeceğinizi yudumlayıp gün batımının veya gecenin sunduğu nefis manzaraları izlemek için nehir kenarında bir mekana oturabilir veya şehrin olağanüstü güzellikte ışıklandırılmış yapılarını izlemek için tekne turuna çıkabilirsiniz.

5-Prag,Çek Cumhuriyeti

c91125015443647133cc6171fb918d7a

 Büyülü atmosferi ile insanı aşka davet eden, huzuru ve güzelliği aynı anda bünyesinde bulunduran bir şehir Prag, Ortaçağ’dan kalma dar ve arnavut kaldırımlı sokakları, şehri bir mücevher gibi süsleyen sanat harikası Charles köprüsü, etkileyici Barok evleri, şirin ortaçağ eğlenceleri, masal diyarına ait gibi duran Prag Şatosu, şehir ışıklarının parıltılı atmosferinde yemeğinizi yiyip içkinizi yudumlayabileceğiniz nehir kenarı restorantları ile romantik dakikara ev sahipliği yapıyor.

6-Brugge,Belçika

bruges-round-1-112

 Kuzey’in Venedik’i olarak kabul edilen Brugge sakin bir kanal şehri. Ortaçağ’dan kalma tuğla ve taş evlerin süslediği sokaklarda dolaşmak büyük bir keyif. Şehirde yer alan yel değirmenleri, şehrin siluletine ayrı bir güzellik katıyor. Belçika waffle ve çikolatası ile meşhur. Brugge şehri de toz şekerle kaplı, taze wafflelar ve enfes çikolataların baştan çıkarıcı kokusu ile dolu bir şehir. Sevdiğiniz ile kanalların kenarında yürüyüş yapabilir, sessiz ve sakin bir ortamda aşkınızı huzurla tazeleyebilir, bunları yaparken de leziz çikolata ve wafflelerın tadına bakabilirsiniz.

7-Barselona,İspanya

643c3dc7babbc01d6b4aee9baf14e681

 Ünlü mimar Antonio Gaudi’nin bir dantel gibi işlediği şehir olan Barselona, aşk dolu nefis bir tatil için en doğru adreslerden. Büyüleyici Sagra da Familia’yı keşfedebilir, Casa Mila ve Park Güel gibi eşşiz Gaudi eserlerini gezebilirsiniz. Leziz deniz ürünleri ve tapas sunan lokantalarında güzel bir yemek yiyebilir. Sabah kahvaltınızda çıtır churritoslarenfes çikolata ile güzel bir kahvaltı edebilirsiniz. Barselona ayrıca gece hayatı ile ünlü. Hemen her gün temalı partiler düzenleniyor. Pazartesi düzenlenen Love Mondays bunlardan sadece biri.

8-Floransa,İtalya

artsfon.com-99289

 Floransa sanatsever aşıkların uğrak noktası. Rönesansın başladığı şehirde Palazzio Vecciho, Duomo Katedrali, Ufizzi Galerisi gibi eşşiz müze ve eserleri ziyaret edebilir. İtalyan mutfağının en leziz örneklerini tadabilir ve her köşesi ayrı bir sanat eseri olan sokaklarda kaybolup şehri keşfedebilirsiniz.

9-Amsterdam,Hollanda

1_ae7-wUkPrrXWIocTtbIofg

 Amsterdam hem hareketli, hem sakin bir tatil planlayan çiftler için biçilmiş kaftan. Rembrant’ın eşşiz eserlerinin sergilendiği Rijk Müzesini’ni gezebilir. kanalların kenarında keyifli bir yürüyüş yapabilir, bisikletle şehri keşfedebilir,göz alıcı laleler ile süslü parklarda dolaşabilir, leziz patates kızartmasının tadına bakabilir, Nisan ayında düzenlenen King’s Day Festivalinde unutulmaz bir gün geçirebilir.akşamları da çılgın eğlencelerin düzenlendiği gece kulüplerinde doyasıya eğlenebilirsiniz.

10-Budapeşte,Macaristan

31363963556_8205781a4b_k-min

 Dünya’nın en güzel ışıklandırılmış şehirlerinden biri olan Budapeşte, romantik bir tatil için sıklıkla tercih ediliyor. Tuna nehrinde tekne turuna çıkıp enfesi bir şehir turu yapabilir, Macaristan’ın en büyük yapısı olan göz kamaştırıcı meclis binasını gezebilir, şehrin ikonu Chain Bridge( zincir köprü) de etkileyici kareler çekebilir, Budin Kalesi’ni ziyaret ederek Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü dönemi olan Muhteşem Süleyman devrine bir yolculuk yapabilir ve leziz gulaşın tadına bakabilirsiniz.

 

Genel, gezi

Ucuz Uçak Bileti Nasıl Alınır?:Ucuz Uçak Bileti Almanın 5 Püf Noktası

5b4610ec537a0007d4d355a0

 Seyahat bütçemizi denkleştirirken bizi en çok zorlayan konu, şüphesiz  ucuz uçak bileti bulmak.  Özellikle yaz ve bahar sezonunda uçak biletleri oldukça pahalı oluyor. Son zamanlarda döviz kurunun da artmasıyla birlikte fiyatlar daha çok arttı ve ucuz uçak bileti bulmak daha zor hale geldi. Ama merak etmeyin çözümü var :)Bu yazımda  nasıl ucuz uçak bileti bulacağınıza dair 5 püf noktasını sizlerle paylaştım. Şimdiden iyi tatiller 🙂

1- Uçuş Tarihlerinizi Esnek Tutun

Open-Lviv-tour-03

 Sadece belli zaman ve lokasyonlara takılıp fırsatları kaçırmayın. Özellikle bahar ve yaz aylarında bilet fiyatları normalden daha pahalı oluyor. Bu aylar yerine sonbahar ve kış aylarında uçarak daha uygun fiyata bilet alabilirsiniz. İzinlerinizi bu tarihe getirmeye çalışın. Eğer böyle bir imkanınız yoksa kampanyaları takip etmenizde fayda var. Hangi lokasyon için bilet fiyatları uygunsa oraya gidin. Örneğin Paris ve Roma gibi büyük şehirlere gitmek için ısrar edip Karadağ, Batum ve Lviv gibi harika şehirler için olan kampanyaları kaçırmayın. Gidilecek ülkeler listesinizi revize edin yani 🙂  Bilet fiyatlarını etkiliyen bir diğer husus ta uçuş saatleri. Sabah çok erken veya gece geç vakitleri tercih ederseniz normalden daha ucuza bilet bulabilirsiniz.

2- Uygun Zamanı Kollayın

10

 Hafta ortası uçuşları haftasonu uçuşlarına göre daha ucuz. Hafta ortası uçuşlar haftasonu uçuşlalara nazaran %10 daha ucuza geliyor. Bilet bakmak için en uygun vakitler çarşamba ve perşembe günleri. Yurtiçi uçuşlarda bilet almak için en uygun zaman uçuştan 21 gün öncesi. Fiyatlar %8 daha ucuz oluyor. Yurtdışı uçuşları içinse bu süre 34 gün. 34 gün önce alınan biletler 3-6 ay önce alınan biletlere göre %4 daha ucuz oluyor. Ucuz uçak bileti bulmak için bu tarihleri göz önünde bulundurmanızda fayda var.

3- Alternatif Havalimanlarını Araştırın

havalimaniyeniyil4

 Birçok ülkede birden fazla havalimanı bulunuyor. Bunlardan bazıları düşük bütçeli havayolu firmaları tarafından tercih ediliyor. Böylece biletler daha ucuz oluyor. Örneğin Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki uçuşlar Atatürk Havalimanı’na olan uçuşlardan daha ucuz. Gideceğiniz şehirde size ulaşımda sıkıntı yaratmayacak alternatif havalimanlarını tercih edin. Örneğin Londra uçuşunuz için Heathrow yerine Gatwick Havalimanını tercih edin.

4-Havayolu Firmalarının Mail Listelerine Kaydolun

8b9e222fe1921b1e3498e13afb4e6ffb

 Uçak biletlerindeki promosyonları takip etmek için havayolu firmalarınının e posta listelerine üye olun. Böylece bir promosyon olduğunda anında haberiniz olur ve ucuz bilet alma şanşınız yükselir. Aynı şekilde havayolu firmalarının sosyal medya hesaplarını takip edin. Bazen firmalar kampanyalarını ilk önce sosyal medya hesaplarından duyurabiliyor veya çekiliş düzenleyerek bilet hediye edebiliyor. Bu yüzden siz siz olun sosyal medyada havayolu firmalarını takip ederek fırsatları kovalayın 🙂

5-Mil Biriktirin

 

miles-smiles-01-tr

Türk Hava Yolları’nın Miles&Miles, Pegasus’un Bol Bol uygulamalarını kullanarak mil ve puan biriktirin. Biriktirdiğiniz mil ve puanlar sayesinde biletlerinizi daha ucuza alabilir, belli bir puan seviyesine ulaştığınızda ise bedavaya getirebilirsiniz.

 

Genel

Fransa Hakkında 15 İlginç Bilgi

eyfel kulesi geçici olarak inşa edilmiştir

 Fransa kültürüyle her daim merak uyandırmış bir ülke. Kimi zaman olaylara Fransız kalmak gibi deyimlerle dalgaya alınsada, çoğu zaman imrenilen ve oldukça ilginç bulunan bir kültüre sahip. Her kültürün kendi insanına doğal yabancılara ise garip gelen adetleri bulunabiliyor. Bu yazımda Fransız kültürü hakkındaki detayları, Fransa hakkında 15 ilginç bilgi başlığı altında sizler için derledim. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “Fransa Hakkında 15 İlginç Bilgi”

Genel, KEŞİF

İSTANBUL EFSANERLERİ: KADİM ŞEHRİN GİZEMİ

İstanbul Efsaneleri
İstanbul Efsaneleri

 İstanbul binlerce yıllık bir geçmişe sahip. Beşiktaş bölgesinde yapılan kazılar ve buluntular sonucunda şehrin tarihinin yaklaşık 8000 yıllık olduğu ortaya çıktı.İki büyük imparatorluğa ve pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan şehir, yılların getirdiği yaşanmışlıkla birlikt çok sayıda gizem ve sırrı bünyesinde barındırıyor. Şehrin hemen her noktası ile ilgili hem Osmanlı hem de Bizans kaynaklarına dayanan pek çok ilginç hikaye ve efsane duymak mümkün.Bu yazımda İstanbul Efsanelerini ve hikayelerini sizler için derledim. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “İSTANBUL EFSANERLERİ: KADİM ŞEHRİN GİZEMİ”

Genel, gezi

HATAY GEZİ REHBERİ:MEDENİYETLER BEŞİĞİ HATAY HAKKINDA HERŞEY

Hatay Gezi Rehberi

Hatay Gezi Rehberi
Hatay Gezi Rehberi

 Hatay yüzyıllar boyunca çok farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış, tabiri caizse bir medeniyetler beşiği.Şehir aynı zamanda üç semavi dinin bir arada özgürce yaşaması sebebiyle hoşgörü şehri olarak ta hafızalarda yer edinmiş. Ayrıca hem ülkemizin hem de dünyanın en zengin mutfaklarından birine sahip. Bu yüzden sadece turistlerin değil pek çok gurmenin de uğrak noktası.Bizde bu yazımızda Hatay Gezi Rehberi başlığı altında bu eşşiz kültür hazinesini sizlere tanıtmak istedik. Keyifli okumalar efendim:)

Okumaya devam et “HATAY GEZİ REHBERİ:MEDENİYETLER BEŞİĞİ HATAY HAKKINDA HERŞEY”

Genel, gezi

SARAYBOSNA GEZİ REHBERİ: ADIM ADIM SARAYBOSNA

Saraybosna Gezi Rehberi
Saraybosna Gezi Rehberi

 Saraybosna tıpkı Üsküp gibi yurtdışına çıktığınızda sizi kendi ülkenizdeymiş gibi hissettiren birkaç şehirden birisi. Yemekleri ile havasıyla, sıcakkanlı ve yardımsever insanlarıyla sanki Türkiye’nin herhangi bir kentinde yürüyor gibi oluyorsunuz.Yaklaşık 500 yıl Osmanlı hakimiyetinde kaldığı için kültürler arasında etkileşim bir hayli fazla olmuş. Çocuklara verilen isimler, yemek,eşya isimleri o kadar benzer ki…

Yakın tarihi acılarla dolu olan bu kent yaralarını sararak tekrar toparlanma sürecinde. Avrupa’nın Kudüsü olarak adlandırılan kent, 3 dinin de özgürce yaşadığı huzurlu bir yer. Ayrıca Avrupa’nın en güvenli, suç oranı en düşük kentlerinden birisi.

Bu yazımda size Saraybosna Gezi Rehberi başlığı altında Saraybosna gezilecek yerler, Saraybosna yeme içme ve Saraybosna ulaşım konularını detaylı bir şekilde anlatacağım. Öyleyse başlayalım 🙂

 

Saraybosna Gezi Rehberi

 Saraybosna Gezi Rehberi‘ne Saraybosna’nın tarihçesi ile başlayalım. Saraybosna’ya yerleşim ilk olarak seramik ve toprak kap üretiminde ilerlemiş Butmirler tarafından Neolitik Çağ’da başlamış. Bir dönem iryalıların hakimiyetinde kalan Saraybosna, MÖ.9-MS.5 tarihleri arasında Roma İmparatorluğu’nun hakimiyetinde kalmış. MS.7. yüzyılda ise Avarların hakimiyet sürdüğü bölgeye Slav göçleri başlamış

 Şehrin Osmanlı Hakimiyetine geçişi ise 1462 yılında gerçekleşmiş. Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Osmanlı orduları bölgeyi ele geçiridkten sonra Saraybosna kenti kurulmaya başlamış. Zamanla imparatorluğun Avrupa kıtasındaki önemli bir sancağı ve ticaret merkezi haline gelmiş. Anlatılana göre Fatih bölgeyi ele geçirdikten sonra Boşnakça öğrenip halka kendi dilinde hitap etmiş. Bundan çok etkilenen halktan yaklaşık 50.000 kişi din değiştirerek müslümanlığa geçmiş.

 1878 yılındaki Berlin Antlaşması’ndan sonra Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kontrolüne geçen şehir imar, endüstiriyel ve kültürel bir değişim geçirmiş. Örneğin Avrupa’nın en eski tramvay hatlarından biri Saraybosna’da bulunuyor. Kent 1. Dünya Savaşı’ndan sonra yeni kurulan Yugoslavya Krallığı’nın konrolüne girmiş. 2.Dünya Savaşı sırasında Nazi İşgaline maruz kalan şehirde Yahudi halka yönelik büyük katliamlar yaşanmış. Bugün  kentte Avrupa’nın en büyük yahudi mezarlıklarından biri bulunuyor. 1992-1995 yılları arasında yaşanan Sırp kuşatması sırasında tarihin en acı ve kanlı soykırımlarından birini yaşamış kent. 1500 ü çocuk olmak üzere 11541 kişi öldürülmüş, 56000 kişi yaralanmış. Günümüzde ise Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar birarada yaşıyor ve kente kozmopolit bir hava hakim. Boşnakça,Sırpça ve Hırvatça resmi dil. Türkçe konuşan kişi sayısıda oldukça fazla.

Saraybosna’ya Ne Zaman Gidilir ?

 Şehir karasal iklimin etkisinde dolayısıyla kışlar çok soğuk ve yağışlı, yazlar ise bir hayli sıcak geçiyor. Şehir dağlarla çevrili olduğundan kış mevsiminde ulaşım bir hayli zorlaşıyor. Bahar ayları ise daha ılıman geçiyor. Çok nadiren de olsa ekim ayı başında kar görülebiliyor.  Yaz aylarında gündüz her ne kadar sıcak olsa da akşam saatleinde hava serinliyor. Eğer yaz aylarında gidecekseniz bir şapka ve bol su eşliğinde rahatça gezebilirsiniz.:) Nem bizdeki kadar yüksek olmadığı için sıcaklık çok fazla terletmiyor ve rahatsız etmiyor.Eğer başka kentlere de geçiş yapacaksanız rahat bir yolculuk için ideal tarihler mayıs-ekim arası .

Saraybosna’da Nerede Kalınır ?

Saraybosna'da Nerede Kalınır?
Saraybosna’da Nerede Kalınır?

 Saraybosna’da 4-5 yıldızlı otellerden hostellere kadar pek çok seçenek mevcut. Hangi tip konaklamayı seçerseniz seçin Avrupa’nın diğer kentlerine göre oldukça uygun fiyata kalma şansına sahip oluyorsunuz. Başçarşı civarında ve biraz daha yüksekte şehre hakim noktalarda pek çok tesis mevcut. Başçarşı civarındaki tesisleri tercih ederseniz herhangi bir toplu taşıma veye taksi ücreti ödemeden şehri rahatlıkla gezebilirsiniz. Biz şehre hakim bir tepede yer alan Hostel Like tesisini tercih ettik. Yürüyerek ulaşımı biraz zor ama çok keyifli. Ağaçlarla kaplı yollardan geçiyorsunuz ve en az 2-3 noktada enfes şehir manzarası yakalıyorsunuz. Başçarşıdan taksiye binerseniz 6 bkm( 12 TL) tutuyor. Hostelin çalışanları çok sıcakkanlı ve yardımsever. Gezilecek yerler, mekan, ulaşım vs. her konuda yardımcı oluyorlar. Havaalanı transferi için de normalden 10 euro düşük fiyata taksi ayarlıyorlar. Yani 15 Euro’ya. Normalde ücret 25 Euro civarı. Odalar gayet temiz ve rahat. Hepsinin içinde özel banyosu var. Üst katlardaki odalarda harika bir şehir manzarası mevcut. Kahvaltıları standart ama marmelatları oldukça lezzetli 🙂 Dilerseniz cafesinde Saraybosna manzarası eşliğinde çay ve kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Fiyatları da gayet uygun. Biz 4 gece için iki kişi kahvaltı dahil 920 TL ödedik.

Bosnahersek Para Birimi

Bosna-Hersek Para Birimi
BKM

 Bosna Hersek’in para birimi Bosna-Hersek Markı(bkm) 1 Bosna markı 2.93 Türk Lirası’na karşılık geliyor. Ama bu fark sizi korkutmasın şehirde yeme içme ve ulaşım bizim paramızla bile gayet uygun.

 

Saraybosna Gezilecek Yerler

Başçarşı 

Başçarşı
Başçarşı

 Saraybosna gezilecek yerler listesinin başında şehrin kalbi Başçarşı yer alıyor. Çarşı 15. yüzyılda Bosna sancak beyi İsa Bey tarafından inşa ettirilmiş. Daha sonra Gazi Hüsrev Bey çarşıyı geliştirmiş ve pek çok dükkan ile cami, han ve medrese gibi sayısız eser inşa ettirmiş.19.yüzyılda çıkan yangın sonucu eskisi kadar büyük ve ihtişamlı değilse de halen şehrin en önemli noktası hüviyetinde. Çarşı görüntüsü ile anadoludaki çarşıları andırıyor. Her daim canlı ve cıvıl cıvıl. Bursa’da üniversite  okumuş biri olarak çarşının bana Bursa çarşılarını andırdığını söylebilirim. Çarşıda  orjinalliğini korumuş ahşap dükkanla bir yumak oluşruruyor.Bakır ve gümüş işlerinin satıldığı dükkanlar ,hediyelik eşyacılar, leziz yemekleri ve  tatlıları ie iştah kabartan lokantalar ve bakır cezvede pişen enfes kahve kokusunu içinize çekebilecğeiniz kahve dükkanları olmak üzere pek çok dükkan bulunuyor. Dükkanların yanı sıra Osmanlı zamanında yapılmış, hanlar,camiler ve çeşmeler çarşının süluletine ayrı bir renk katıyor.

Başçarşı Sebili

Başçarşı Sebili
Başçarşı Sebili

 Başçarşı sebili hem Başçarşının hem de Saraybosna’nın simge yapılarından biri. Etrafı güvercinler, onları besleyen çocuklar, kahvenin ve çayın hoş sohbetlere eşlik ettiği dükkanlar ile her daim canlı. Şehir halkının buluşma noktalarından biri aynı zamanda.Sebil 1753 yılında Vali Hacı Mehmet Paşa tarafından  yolcuların temiz su ihtiyacını karşılamak inşa ettirilmiş. 1891 yılında yeri değiştirilerek bugünkü yerine taşınmış. Savaş esnasında zarar gören yapı 2006 yılında yeilerek günümüze ulaşmış. Çeşmenin bir benzeri bugün Bursa şehre küstü istasyonunun yanında yer alıyor. Sebil ile ilgili bir inanış ta var. Anlatılana göre bu sebilin suyundan içen kimse buradan kopamaz ve bir gün tekrar şehre gelirmiş. Ben de şehri çok sevdiğimi için bol bol içtim 🙂

Saat Kulesi

Saat Kulesi
Saat Kulesi

 Başçarşı’da yer alan önemli yapılardan biri de saat kulesi Kuşe 17.yüzyılda Gazi Hüsrev Bey Vakfı tarafından 16.yüzyılda yaptırılmış. Yangın ve depremlerden zarar gören saat kulesi 1762 yılında restore edilip günümüze ulaştırılmış.

Gazi Hüsrev Bey Camii

Gazi Hüsrev Bey Camii
Gazi Hüsrev Bey Camii

 Başçarşı’nın simgelerinden biri de Gazi Hüsrev Bey Camii. Bosna Sancak Beyi Gazi Hüsrev Bey tarafından 1531 yılında inşa ettirilmiş. Minaresi 47, kubbesi ise 26 metre yüksekliğinde. Mimarı ise büyük usta Mimar Sinan. Bosna savaşı sırasında sırp ve hırvatların yoğun  saldırısına maruz kalan camii büyük zarar görmüş. 1996 yılında Osmanlı mimari üslubuna sadık kalınarak restore edilmiş Restorasyonu Suudi Arabistan finanse etmiş. Camii dini bayramlarda çok coşkulu bir atmosfere ev sahipliği yapıyor. Camii’nin bünyeisnde şadırvan, abdesthane, medrese,zan taşı  ve saat kulesi de bulunuyor.

Gazi Hüsrev Bey Medresesi

Gazi Hüsrev Bey Medresesi
Gazi Hüsrev Bey Medresesi

 Gazi Hüsrev Bey Medresesi şehirin ve Başçarşı’nın önemi Osmanlı eserlerinden. 16. yüzyılda inşa edilmiş. Kurşunlu Medrese olarak ta anılan yapı eğitim yapıldığı dönemde kurulmuş kütüphane içinde çoğu Osmanlı Tarihi ile ilgili 7000’i el yazması toplamda 50.000 esere sahip. Yapının süslemeleri de ilgi çekici.Medrese’yi 3 bkm( 9 TL) karşılığında gezebilirsiniz.  Medrese’nin dışında Ferhadiye Caddesne giden yolda bir de 2 musluklu bir çeşme bulunuyor. Çeşme ile ilgili şöyle bir inanış ta var. Musluklarından birinden içenin şehre tekrar geleceği, diğerinden içenin ise bu şehirden biriyle evleneceğine inanılıyor. Birinden  içtim ama artık ne çıkarsa bahtımıza 🙂

Saraybosna Müzesi

Saraybosna Müzesi
Saraybosna Müzesi

 2004 yılında açılan Saraybosna Müzesi, Brusa Bezistan’ın( Bursa Bedesteni)içinde yer alıyor. Bedesten 1551 yılında Rüstem Paşa tarafından yapılmış. Müzenin içinde bölgede yapılan kazılarda bulunan antik eşyaların yanı sıra, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan dönemlerinde gündelik yaşama ait eserler sergilenerek bilgi veriliyor. Bilet fiyatı 6 Bkm( 18 TL).

Morica Han

Morica Han
Morica Han

 Şehrin ve çarşının en eski yapılarından olan Morica Han 1551 yılında inşa edilmiş. Zamanında 300 den fazla misafir ve 70 den fazla atı aynı anda ağırlayabiliyormuş. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu handan bahsetmiş. Yangından zarar gören han 1697 yılında yenilenerek günümüze ulaşmış. İsminin nerden geldiğine dair iki rivayet var. Birincisi isminin Osmanlı’ya isyan eden Morica Kardeşlerden, ikincisi ise Mustafa Moric Ağa’dan geldiği yönünde.

Bakırcılar Çarşısı

Bakırcılar Çarşısı
Bakırcılar Çarşısı

 Bakırcılar Çarşısı şehrin en ünlü yerlerinden biri. 15.yüzyıldan beri bakır ve aliminyum işlemeciliği ile meşhur. İlk kurulduğu yıllarda ihtiyaca yönelik hizmet veren çarşıda zamanla estetik zevklere göre de ürünler üretilmeye başlanmış. Bakırdan yapılmış Boşnak çay-kahve setleri ile cezveler çok meşhur. Sevdiklerinize hediye edeceğiniz yegane hediyeliklerin başında geliyor. Bakır kahve setleri 50-70 Bkm arasında değişen fiyatlarda satılıyor. Cezveler ise 25-35 bkm arasında değişiyor.

Latin Köprüsü

Latin Köprüsü
Latin Köprüsü

 Milijacka Nehri üzerinde bulunan Latin Köprüsü 1541 yılında Osmanlı İmparatorluğu zamanında inşa edilmiş. 1791 yılında çıkan bir sel felaketinden sonra zarar görmüş ve yenilenmiş. Gelelim köprünün tarihsel önemine. Şehri ziyarete gelen Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Ferdinand ve eşi bir sırp militan tarafından bu köprü üzerinde öldürülmüş. İşin ilginç tarafı ise  normalde İmparator bu köprüden geçmeyecekmiş. Yolu karıştıran şöför yanlışlıkla buradan geçmiş! Bu suikast 1. Dünya Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul ediliyor. İnsanın köprünün üstündeyken tüyleri diken diken oluyor doğrusu. Size tavsiyem köprüyü gezip buradan hemen ayrılmamanız. Bir an için durun ve dünyanın kaderini değiştiren olayı gözlerinizde canlandırmaya çalışın.

Hünkar Camii

Hünkar Camii
Hünkar Camii

 Fatih Camii, imparator camiisi olarak ta bilinen Hünkar Camii 1462 yılında Bosna’nın fethinden hemen sonra inşa edilmiş  Camii’yi önemli kılan özellik ise Fetihten sonra yapılan ilk camii olması. Ünlü seyyah Evliya Çelebi Seyahatname’sinde bu camii hakkında yazmış ve caminin mimarisinin güzelliğini ve ziyaretçisinin çok olmasını notlarının arasına eklemiş. 2.Dünya ve Bosna Savaşı sırasında zarar gören yapı restore edilerek günümüze ulaşmış.

Milli Kütüphane

Milli Kütüphane
Milli Kütüphane

 Mimarisi ile şehrin en etikileyici yapılarından biri olan Milli Kütüphane, 19.yüzyılın sonlarında belediye binası olarak inşa edilmiş. 1949 yılında ise ulusal kütüphaneye dönüştürülmüş. Bosna savaşında içindeki 2 milyon kitap ile birlikte büyük zarar görmüş.  Franz Ferdinand az ilerdeki Latin Köprüsü’nde suikaste kurban gidip ölmeden az önce burada düzenlenen bir kokteyle katılmış.

İnat Evi

İnat Kuca
İnat Kuca

 İnat Kuca yani İnat evi şehirde gezilebilecek en entresan yerlerden biri. 1878 Berlin Antlaşması’ndan sonra Avusturya-Macaristan imparatorluğu’nun eline geçen Saraybosna’da yoğun bir imar faaliyeti başlamış. Bu esnada Milijacka Nehri kenarında yapılmak istenen belediye binası için orada bulunan mülk ve arazilarin tamamı satın alınmış. Yalnız bir ev hariç. Burada evi bulunan yaşlı bir adam yüksek para teklif edilmesine ve araya pek çok hatırlı kişi sokulmasına rağmen evini satmaya yanaşmamış. Yetkilileri uzun bir süre uğraştıran yaşlı adam sonunda ikna olmuş. Ama  evimi diğer yakaya aynı şekilde taşıyacaksınız şeklinde şart koşmuş. Bu şartı kabul edilmiş ve ev aynen nehrin karşı tarafına taşınmış. Ev 1997 yılında restorana dönüştürülmüş. Günümüzde de aynı şekilde hizmet veriyor. Geziniz esnasında buraya uğrayarak bir kahve molası verebilir veya boşnak mutfağının lezzetlerini tadabilirsiniz.

At Meydanı Parkı

At Meydanı Parkı
At Meydanı Parkı

 Milijacka nehrinin güney kısmında yer alan At Meydanı Parkı, geziniz arasında nefes alıp banklara kurulup ağaçların getirdiği serinlikte birşeylerer atıştırabileceğiniz bir mekan. Geçmişte köle ticareti ve idam olaylaları burada gerçekleşirmiş. Günümüzde ise mesire yeri olmuş. Bu da kaderin cilvesi değildir de nedir ?

Ferhadiye ve Tito Caddeleri

Ferhadiye Caddesi
Ferhadiye Caddesi

 

 Başçarşı nasıl Eski şehri ve Osmanlı mimarisini yansıtıyorsa Ferhadiye Caddesi de Orta Avrupa kültürü ve mimarisini yansıtıyor.Bizdeki İstiklal Caddesi’ni Orta Avrupa Mimarisi ile hayal edin iştreFerhadiye tam da öyle bir cadde. Caddenin her iki yanında şık kafeler,restorantlar ve mağazalar yer alıyor. Şehirde kaldığım 4 gün boyunca yürümekten çok keyif aldığım bir yer oldu. Bir yandan da kafelerde restorantlarda sohbet eden insanlar, bir yandan sokakta satranç parkında oynayan yaşlı amcalar ve bir tek gürültü ve birşeyler satmak için başınıza üşüşmeyen satıcıların olmadığı nezih bir ortam. İnsan bizde niye böylesi yok diye hayıflanmıyor değil.

Tito Caddesi
Tito Caddesi

 Tito Caddesi ise şehrin modern yüzünü yansıtıyor Yugoslavya’nın efsanevi kralının isminin verildiği caddenini her iki tarafında çeşitli kafe ve restorantların yanı sıra bir oyun parkı ve İki de büyük bir alışveriş merkezi bulunuyor. Yollar geniş ve ferah.Caddenin sonunda doğru otogar ve Amerikan Konsolosluğu bulunuyor.

Saraybosna Katedrali

Saraybosna Katedrali
Saraybosna Katedrali

 Ferhadiye Caddesi’nin ortasında yer alan Saraybosna KatedraliParis‘in en meşhur  eserlerinden biri olan Notre Dame Katedrali esas alınarak 1889 yılında inşa edilmiş.  Neo Gotik mimarinin en güzel örneklerinden olan katedrali, şehirde yaşayan aktolik nüfusun merkezi konumunda İsmi İsa’nın Yüce Kalbi diye de biliniyor. Avrupa’nın Kudüs’ü olarak adlandırılan şehirde değişik inançtan kişilerin ibadetlerini huzur içinde yapmalarının da eşşiz bir örneği olarak göze çarpıyor.

Soykırım Müzesi 

 Hani kelimelerin kifayetsiz kaldığı durumlar ve nutkunuzun tutluduğu ve dakikalarca tüylerinizi diken diken eden mekanlar vardır ya Soykırım Müzesi‘de bunlardan biri. Daha önce hiç bir yeri kalbinizde derin bir hüzün ve gözleriniz dolarak gezdiniz mi bilmiyorum ama ben müzeyi o şekilde gezdim. Bosna Savaşı sırasında Sırp ve Hırvatlar tarafından şiddet ve işkenceye maruz kalan Boşnakların anılarını anlattığı levhalar, kullandıkları eşyalar ve vahşetin belgelendiği fotolar müzenin ana temasını oluşturuyor. İnanın fotoğraf çekmek bile içimden gelmedi ve çıkışta anı defterine kalbimdeki tüm hüznü kağıda dökerek müzeden ayrıldım. Eğer kalbiniz dayanır da gezmek isterseniz Saraybosna Katedralinin hemen karşı sokağında yer alıyor.Giriş ücreti 8 Bkm.

Sırp Ortodoks Katedrali

Sırp Ortodoks Katedrali
Sırp Ortodoks Katedrali

 1863-1872 yılları arasında inşa edilen Sırp Ortadoks Katedrali‘nin inşasında Bizans mimarisi esas alınmış.Katedral 2.Dünya Savaşı esnasında mühendislik-mimarlık fakültesi olarak kullanılmış. Günümüzde de bir bölümü iktisat fakültesi olarak kullanılıyor. Bosna Savaşı sırasında zarar gören yapı Yunanistan’ın finansal desteğiyle restore edilerek 1999 yılında tekrar açılmış.

Sonsuz Ateş

Sonsuz Ateş
Sonsuz Ateş

 Ferhadiye Caddesi ile Tito Caddesi’nin birleştiği noktada yer alan Sonsuz Ateş 2. Dünya Savaşı sonrasında Bosna-Hersek’İn kurtuluşunu simgeleyen bir anıt. Savaşta hayatlarını kaybeden askeri ve sivillerin anısına yapılıp 6 Nisan !947’de törenle açılmış.

Alifakovac Müslüman Mezarlığı

Alifakovac Müslüman Mezarlığı
Alifakovac Müslüman Mezarlığı

 Alifakovac şehrin en ünlü mezarlığı. Milijacka nehri kıyısında yer alan Alifakovac bölgesinde yer alıyor. Boşnakların efsanevi lideri Aliya İzzet Begoviç‘İn ve 1700 şehidin mezarı burada yer alıyor.

Merkale

Merkale Halk Pazarı
Merkale Halk Pazarı

 Yurt dışında bir şehre gittiğiniz zaman, şehrin kültürünü tam anlamıyla özümsemek ve insanların günlük yaşamlarını gözlemlemek için gidilecek en iyi yerlerin biri de halk pazarları şüphesiz. Merkale halk pazarı da Saraybosna için öyle. Saraybosna Katedrali’nin arkasındaki yolda yer alıyor. Eğer öğle yemeği veya kahvaltı için değişik bir alternatif ararsanız buradaki taze meyve ve sebzelerle öğününüzü geçiştirebilirsiniz. Fiyatlar Türkiye ile hemen hemen aynı. Biz ara öğün için ahududu ve yaban mersini tercih ettik. 200-250 gr alan plastik kapla riçinde satılıyor. Ahududu 1 bkm, yaban mersini 3 bkm.

Trznica

Trznica
Trznica

 Ferhadiye Caddesi‘nde Saraybosna Katedrali’nden sonra yer alan Trznica şehrin kapalı pazarı. Daha çok et ve süt ürünleri satılıyor. Boşnak Kuru eti  ve ravnicki peynirini denemenizi tavsiye ederim.Çok güzel sandviç yapılıyor:). Kuru etin kilosu 40 bkm, Ravnicki’nin kilosu 20 bkm Satıcılar çok sıcakkkanlı, Bazıları Türkçe biliyor. Bilmeyenler de işaretle veya kendi dilinde aynı sıcakkanlılığı gösteriyor ve ücret istemeden pek çok ürünü size tattırıyorlar. 🙂 Pazarın  arka çıkış kapısında yer alan Medina isimli bal dükkanına da kesinlike uğrayın ve bagrem balı isteyin. Kilosu 30 bkm. Bizdeki ballara göre biraz akışkan ama çok lezzetli. Kahvaltıda afiyetle yiyeceğinize şüphem yok:)

Boşnak Mutfağı

 Boşnak mutfağı Türk mutfağına olduk.a yakın. Dile kolay tam 500 sene bir arada yaşayan halkların birbirinden etkilenmemesi mümkün değil elbet Bizdeki yemeklerin bir çoğunu Boşnak Mutfağı’nda da bulabilirsiniz. Yemek isimlerinin pek çoğu da aynı zaten. Menülere bakına anlayacaksanız zaten:) Tabi Boşnak Mutfağı’nın kendine has lezzetleri de yok değil. Özellike et yemekleri ve hamur işleri oldukça ünlü ve leziz. Cevapi(inegöl köfte) Bosanski Lonac( kuzu etli sebzeliyahni), Klepe(mantı), Pjeskavica(büyük hamburger köftesi), Begova Çorba( tavuklu,sebzeli çorba), Teleca çorba( kuzu etli sebzeli çorba) muhakkak tadılması gereken lezzetler. Börek çeşitleri de çok lezzetli Burek ( kıymalı patatesli börek), Zelyenitsa( Ispanaklı börek) ve Sirnitsa( peynirli börek) Hepsi çok lezzetli ama benim favorim Zelyenitsa oldu 🙂 Tatlı olarak ta Ruzica, Hurmazidce,Baklava ve Trileçe meşhur lezzetlerden.

Saraybosna Mekan Tavsiyeleri

Nana Kuhinja

Nana Kuhinja
Nana Kuhinja

 Boşnak mutfağına ait lezzetleri bulabileceğiniz en iyi mekan desem abartmış olmam. Başçarşıda yer alıyor.Mekanın dekorasyonu çok şirin. Müziklerde kulakta tatlı bir tını bırakıyor. Servis elemanları oldukça kibar. Menüsü de oldukça çeşitli yerel mutfağa ait lezzetlerin tamamına yakınını burada bulablirsiniz. Fiyatları da gayet uygun hatta bizim paraya çevirince bile uygun: ) Burada özellikle Begova, Teleca Çorbalarını ve Bosanski Lonaç’ı tavsiye edeceğim. Çorbalar 5 bkm, Bosanski Lonac 15 bkm.

Zeljo

Zeljo
Zeljo

 Hostelimizdeki görevli şehirdeki en iyi cevapi ve pjeskavica için burayı önerince bizde burayı tercih ettik. Gerçekten dediği kadar varmış. Türkiye’de yediğim köftetelrin hepsinden daha lezzetli. Babannemin ev köfteleri hariç tabi ki 🙂 Bosna Hersek hayvancılık konusunda oldukça başarılı. Doğal ortamlarda en doğal yemlerle beslenen hayvanların lezzeti başka oluyor geçrekten. Garsonlar üstümdeki Fenerbahçe formasını görünce bize Türçke kelimelerle hitap edip güler yüzle yaklaştılar.) Servis oldukça hızlı. Cevabilerin porsiyonu 5-10 bkm arasında değişiyor. İçecekle birlikte 9,9.5 bkm ile kişi başı oldukça leziz etler yiyerek karnınızı doyurabilirsiniz. Zeljo da Başçarşı’da yer alıyor.

Nebo Cafe

Nebo Cafe
Nebo Cafe

 Başçarşı’daki mekan tavsiyerimden biri de Nebo Cafe olacak. Sahibi Türk. Hatta garson İngilizce sipariş vermemeize rağmen Türkçe sipariş alınca bizde Türkçe’ye döndük ve bir süre sohbet ettik. Burada tavsiyem favori tatlılarımdan olan Trileçe ve Boşnak Kahvesi(Bosanski Kafa) olacak. Bosna Hersek’te kahve sunumu biraz farklı. Kahveniz tutma kısmı olmayan altı bakır kahve koyacağı( Boşnakçası nedir sormadım hay aksi:) )nın içinde geliyor ve içinde kıtlama şeker veya lokumla geliyor. Siz cezveden kahvenizi kendiniz döküyorsunuz. Kahve fincanıın dibinde ise ay yıldız görmek keyfini ikiye katlıyor:) Mekanda Trileçe ve kahve 2.5 bkm.

Baklava Ducan

Baklava Ducan
Baklava Ducan

 Baklava Ducan tek şubesi  ve çok özel lezzetleri olan bir mekan. Tariflerin geçmişi 200 yıla dayanıyor. Sahibi ile biraz sohbet etme şansımız oldu Ürünlerin hemen hepsinde süt kullandığını ve her ürünün sadece bir kaç evde yapıldığını, halkın bu tatlıları almak için buraya geldiğini söyledi.Örneğin Ruzice denilen ve halk dilinde aristokrat tatlısı olarak geçen bir tatlısı var. Gerçekten çok lezzetli. İrmik helvası ile şekerpara karışımı bir tatı var oldukça hafif. Hurmadzic te çok lezzetli. Bizdeki şekerpareye benziyor. Ama tarifinde hurma kullanılmış.Dzandar baklava da bizdeki vezir parmağına benziyor Baklavasını ise ortalama buldum. İstanbul’da daha iyilerini yemiştim. Baklava’nın dilimi 2.80 bkm, Ruzice 2.5, Hurmadzic 1.80 bkm ve Dzandar 3 bkm. Ben çok sevdim tatlı keyfi için mutlaka uğrayın 😉

Burekdzinica Amo

Burekdzinica Amo
Burekdzinica Amo

 Mekan başçarşının hemen girişinde sebilin 20-30 metre arkasında tam ortada yer alıyor. Börekleri oldukça lezzetli ve fiyatları uygun. birer porsiyon zelyenitsa ve sirnitsa ve iki çaya 7 bkm ödedik. Hepsi lezzetli ama zelyenitsayı yani ıspanaklı böreği özellikle tavsiye ederim;)

Goldfish Pub(Zlatna Ribica)

Zlatna Ribica
Zlatna Ribica

 Mekan sonsuz ateşten dönüp Tito Caddesi’ne dönüşte soldan ilk arada yer alıyor. Dekorasyonu oldukça keyifli ve çalan müzikler de aynı şekilde. Bana Londra’da gittiğim pubları hatırlattı. Gezim esnasında durup hem gezdiğim şehri hem de önceki seyahat ve yaşam deneyimlerimi durup düşündüren keyifli bir atmosferi vardı. Ben geçirdiğim her dakika keyif aldım. Gündüz  bir soluk almak ve kahvenizi yudumlamak için de gelebilrsiniz. Fiyatları da gayet uygun. Bir capuccino ve bir bira 6 bkm.

Cjenovnik

Cjenovnik

 Mekan Osmanlı’dan kalma Sarı Tabya’nın üzerinde yer alıyor. Biz burayı son gün tesadüf eseri keşfettik. Ben şöyle bir manzaraya karşı bir çay içemedim diye hayıflanıyordum 4.gün çarşıya inerken şuraya bir bakalım dedik ve belki de şehrin en güzel manzarasına sahip mekanını keşfettik. Ağaçların verdiği serinlik ve etraftaki dağların ihtişamlı görüntüsü ile manzaraya karşı içeceğinizi yudumlayabileceğiniz bir mekan. Açıkçası çayı sıradan. Ama manzarası için mutlaka gidilmeli.

Saraybosna’da Ulaşım

Saraybosna'da Ulaşım
Saraybosna’da Ulaşım

 Saraybosna’da gezilecek yerler’inçoğu yürüme mesafesinde ve birbirine çok yakın. Ama otogara veya dağ etekğinde bir mekana ulaşmak için taksi tercih edebilirsiniz. Şehir içi en fazla 5-6 bkm tutuyor. Hava alanı ulaşımı ise 40-45 bkm. Biz hostelin anlaşmalı taksisi ile 30 bkm ye gitmiştik. Toplu taşımaya pek ihtiyaç duymuyorsunuz. Ama kullanmanız gerekirse tek gidiş bilet 1 bkm, gidiş dönüş 3bkm, günlük sınırsız bilet ise 5 bkm. Geziniz esnasında 1 numaralı tramvayı tercih ederek 40 dk civarı süren bir şehir turu yapabilirsiniz.

 

 

 

Genel

İSTANBUL’UN EN GÜZEL 10 CAMİSİ

 İslam aleminin kutsal ayı, 11 ayın sultanı olarak adlandırdığımız Ramazan ayının içerisindeyiz. Manevi iklimin yüksek olduğu bu ayda İstanbul’un en değerli, en etkileyici manevi noktalarını sizlere anlatacağım bir yazı hazırlamak istedim. Bu yazımda   her biri bir mimari ve estetik harikası 10 yapıyı İstanbul’un En Güzel 10 Camisi başlığı altında sizlerle buluşturacağım. Keyifli okumalar 🙂

 

Sultanahmet Camii

Sultanahmet Camii
Sultanahmet Camii

Sultanahmet Camii  Sultan 1. Ahmet’in emriyle arasında mimar Sedefkar Mehmet Ağa tarafından 1609-1616 yılları arasında inşa edilmiş. Yabancılar tarafından Blue Mosque ( mavi cami) olarak adlandırılan camii  lale,karanfil,gül ve zambak desenli 20 binden fazla İznik Çinisi ile kaplı. Mihrap ve minberi Marmara Adası’ndan getirtilen mermerlerden yapılmış.

 Camii’yi eşşiz kılan özelliklerden biri de 6 minareli olması. Dünya’da 6 minareli tek camii olma özelliğini taşıyor. Yapıldığı dönemde kabe ile aynı sayıda minareye sahipmiş. Bu tepki çekince Sultan 1.Ahmet Kabe’deki camiiye bir minare daha yaptırmış. Camii’nin batı yakasında Hipodrom’a açılan kapının üstündeki zincire ayrı bir parantez açmak gerekiyor Zincir Padişah ta olsa bu kapıdan geçen herkes başını eğmeli manasını hatırlatmak için buraya konulmuş. Camii’nin hemen yanındaki türbede camii’yi yaptıran Sultan 1.Ahmet, eşi Kösem Sultan ve oğulları 4.Murat,2.Osman ve şehzadeleri ile birlikte yatıyor.

 

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii
Süleymaniye Camii

 Büyük usta Mimar Sinan‘ın İstanbul’a kaznadırdığı eşşiz eserlerden biri olan Süleymaniye Camii 1551-1557 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman‘ın tahta çıkışının 30.yılı anısına inşa edilmiş. Temel inşası 3 yıl camii inşası 7 yılda tamamlanmış. Camii’de 4 minare ve 10 şerefe bulunuyor. 4 minare Kanuni’nin istanbul’un fethinden sonraki 4.padişah, 10 şerefe ise Osmanlı İmparatorluğu’nun 10. padişahı olmasını simgeliyor.

 Camii’nin ana kubbesini ayakta tutan 4 sütun mevcut. Sütunların bir tanesi Artemis Tapınağı’ından , bir tanesi İstanbul’da bulunan bir dikilitaştan, iki tanesi de Mısır’dan getirtilmiş. Bu 4 sütun İslam’ın 4 halifesini simgeliyor.Mihrap ve Minberi tıpkı Sultanahmet Camii’nde olduğu gibi Marmara Adası’ndan özel olarak getirtilmiş. Camii’nin eşşiz İznik  Çinileri ile kaplı duvarları ve sedef kakma ile yapılmış pencereler ile vaiz kürsüsü özel olarak incelenmeli. Camii’nin hat işlerine Ahmet Karahisari başlamış ama onun kör olmasından sonra öğrencisi Hasan Çelebi çalışmaları tamamlamış. Mihrabın iki yanına Fatiha, kubbeye ise Nur Suresi işlenmiş.

 Mimar Sinan’ın dehasını Camii’nin yapım tekniklerinden anlamak mümkün. Camii’nin farklı  noktalarına koyduğu tuğla ve küplerin arasına boşluklar bırakmış. Bu sayede binanın muhteşem akustiği ortaya çıkmış.Usta ayrıca kandillerden çıkan islerin tek bir odada toplanmasını sağlayarak binanın kirlenmesini önlemiş ve bu islerden mürekkep elde edilmiş. Camii’yi yaptıran Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan camii’içindeki türbelerde yatıyorlar. Büyük usta Sinan’ın türbesi ise camii’nin hemen dışında yer alıyor. Yukardan bakıldığında Sinan’ın eşşiz eserine ince bir imza bıraktiğinı görüyorsunuz.

 

Beyazıt Camii

Beyazıt Camii
Beyazıt Camii

 Beyazıt Camii İstanbul’un en eski selatin( padişahların şahsi servetleriyle yapılan) camiilerinden biridir. Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Sultan 2.Beyazıt tarafından 1501-1506 yılları arasında inşa ettirilmiş.Camii’nin mimarı tam olarak bilinmemekle birlikte mimar Kemalettin veya mimar Hayrettin tarafından yapıldığı varsayılıyor. Selçuklu mimarisi esas olarak inşa edilmiş camii’nin İç mimarisi Ayasofya’dan esinlenilmiş. Ayrıca İstanbul’da orjinalliğini muhafaza edebilmiş tek selatin camiisi olma özelliğini taşıyor. Sarkıtlı kubbesi, sivri kemerleri ve kare avlusu görülmeye değer.

 Camii 20 antik sütun üzerine 24 kubbe şeklinde inşa edilmiş. Camii harim ve hünkar olarak iki kısma ayrılmış. Harim kısmını cemaat , harem kısmını padişah ve ailesi kullanıyormuş. Zaman içerisinde doğal afetler nedenşyle zarar gören camii, Mimar Sinan tarafından aslına uygun şekilde tamir edilmiş. Camii’nin içerisinde Sultan 2.Beyazıt, Fatih Sultan Mehmet’in halası Selçuk Hatun ve Mustafa Reşit Paşa’nın türbeleri bulunuyor.

 

Fatih Camii

Fatih Camii
Fatih Camii

 Fatih Camii Fatih Sultan Mehmet tarafından  rum asıllı  mimar Atik Sinan’a 1467–1470 yılları arasında inşa ettirilmiş. İstanbul’da inşa edilen ilk selatin camiisi olma özelliğini taşıyor.

 Camii’nin yerinde Bizans’ın Ayasofya’dan sonra en kutsal mekanı olan Havariyum Kilisesi bulunuyormuş. Havariyum Kilisesi Bizans İmparatorlarının gömüldüğü yer olarak biliniyor. Fatih Sultan Mehmet’te şehrin sahibinin kendisi olduğunu vurgulamak için buraya kendi mabetini inşa ettirmiş. Fatih bilindiği gibi kendini Kayser-i Rum yani Roma İmparatoru olarak görüyordu. Fetih’te Roma İmparatorluğununun başkentini ele geçirerek bu ünvanı ele geçirmiş.Ayasofya’dan daha görkemli bir mabetle hakimiyetini taçlandırmak istemiş.

 Camii’nin ana kubbesi dört fil ayağına oturtulmuş. Merkezi kubbeyi çevreleyen dört yarım kubbe bulunuyor. Yarım kubbelerin etrafını ise ikinci dereceli yarım kubbe ile tam kubbeler çevrelerken, dış kısımdaki ve mahfildeki abdest musluklarının önünde yer alan galeriler ile örtülmüş.Revak sütunlarının sekizi yeşil Eğriboz, ikisi pembe, ikisi esmer granitten, son cemaat yerindekilerin bazıları ise Mısır granitinden. Başlıklar tamamen mermerden ve hepsi istalaktitli. Kaideler de mermer. Avlunun biri kıblede, ikisi yanda üç kapısı var. Şadırvan sekiz köşeli. Hücre köşeleri yeşil direkli, kum saatleri ile süslü ve üstü zarif bir taçla biter. Yaşmağın üzerinde tek satırlık bir ayet bulunuyor. On iki dilimli olan minare, cami ile büyük bir ahenkle birleşmiş. Çinili levhalar son cemaat duvarının sağ ve solundaki pencere aynalarından.

 Camii 1766 depreminde ciddi şekilde zarar gördüğünden orjinal hali maalesef günümüze ulaşamamış.Caminin ilk inşasından günümüze sadece şadırvan avlusunun üç duvarı, şadırvan, tac kapı, mihrap, birinci şerefeye kadar minareler ve çevre duvarının bir kısmı kalmış. 1766 depreminden sonra Sultan 3.Mustafa tarafından 1767-1771 yılları arasında mimar Tahir Ağa’ya tamir ettirilmiş. Camii’nin avlusunda Fatih Sultan Mehmet, eşi Sultan 2.Beyazıt ve Gevher Hatun’un annleri Gülbahar Hatun ve Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın türbeleri bulunuyor.

 

Küçük Ayasofya Camii

Küçük Ayasofya Camii
Küçük Ayasofya Camii

 İstanbul’un çok bilinmeyen ama estetik açıdan en güzel camiilerinden biir olan Küçük Ayasofya Camii Istanbul Sultanahmet meydanından Marmara denizine dogru inen yolda, Cankurtaran ve Kadirga semtlerinin kesişiminde yer aliyor.Ilk basta imparator Justianus ve esi Thedora tarafindan Ms.527’de kilise olarak insa edilmis. Nika ayaklanmasinda zarar gordugunden 536 da tekrar yapılmış.

 İsmi Aziz Sergios ve Bakhos kilisesi. Hikayesi ise soyle. Imparator 1.Anastasios kendine karsi bir isyana karistiklari gerekcesiyle amcasi Justianus ve oglunu idam ettirecekmis. Lakin ruyasinda hristiyanliga geçtikleri icin idam edilen ama daha sonra azizlik mertebesi verilen Sergios ve Bakhos adli iki azizi gormüş. Azizler Justianus ve oglunun masum oldugunu soylemişler. Imparator da bunun üzerine onlari affetmiş. Justinanus tahta gecince azizlere adayacagi bu kiliseyi yaptırmış.1504 yilinda kapicibasi Huseyinaga tarafindan camiiye cevrilmis.İç kısmı sekizgen sütunlar ve 16 kemerden oluşan yapıda kırmızı ve yeşil mermer sütunlar ve üzerlerindeki oymalar kilise döneminden kalma.

 

Mihrimah Sultan Camii

Mihrimah Sultan Camii
Mihrimah Sultan Camii

Mihrimah Sultan Camii 1562-1565 yılları arasında büyük usta Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş. Koca Sinan ilk kez padişah fermanı olmadan Edirnekapı’da gelen geçenin fazla olmadığı İstanbul’un en yüksek tepesine bu yapıyı inşa etmiş.

 Dikdörtgen plan ile inşa edilen camiinin kompleksinde türbe,mektep,hamam ve medrese bulunuyor.37m yüksekliğe sahip kubbesi, üçer kemere yaslanıyor.. Caminin mihrap ile minberi taş işçiliğiyle yapılmış.Mihrabın sağ ile sol tarafında üç kubbe ve mahfilleri yer alıyor. Ayrıca caminin yan kısmında ikişerli sütun bulunuyor.

  Camiinin yapımıyla ilgili dilden dile dolaşan bir rivayet var.Rivayete göre Mimar Sinan Kanuni’nin kizi Mihrimah Sultan’a asik olmus. Ama onunla evlenmek isteyen baska biri daha varmis.Sadrazam Rüstem Paşa.Kanuni kizini Rustem Pasa ile evlendirmis. Mimar Sinan da askini gostergesi olarak Üsküdar’daki Mihrimah ile Edirnekapi’daki bu camiyi insa etmiş.Mihrimah gunes ve ay anlamına geliyor. Gece ile gunduzun esit oldugu 21 Mart’ta her iki camiyi goren bir tepeye ciktiginizda Edirnekapi’daki Camii’nin tepesinden gunes batarken, Üsküdar’daki Camii’nin tepesinden ayın doğduğunu görebiliyorsunuz.21 Mart ayni zamanda Mihrimah Sultan’in dogum gunu. Koca Sinan’in dehasina hayran kalmamak elde degil.

 

Şehzadebaşı Camii

Şehzadebaşı Camii
Şehzadebaşı Camii

 Büyük Usta’Mimar Sinan’ın İstanbul’un çehresini değiştiren eserlerinden biri olan Şehzadebaşı Camii 1544-1548 arasında inşa edilmiş. Mimar Sinan çıraklık eserim dediği camiiyi Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın genç yaşta vefat eden oğulları Şehzade Mehmet adına inşa etmiş.

 Yarım kubbe üslubunu ilk kez Şehzadebaşı’nda kullanan Koca Sinan dört yarım kubbeli ideal bir merkezi yapı meydana getirerek, Rönesans mimarlarının yapamadıklarını  gerçek kılmış.Cami kare planlı olarak inşa edilmiş ve üstü yarım küre şeklinde bir büyük kubbe ve bunun etrafında dört yarım kubbe ile örtülmüş. Dört köşede yarım küre, dört de küçük kubbe bulunuyor. Bütün kubbeler dört büyük fil ayağı üzerine oturuyor. Mimar Sinan diğer tüm eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de sadelik ve ihtişamı ince bir şekilde harmanlamış.

 Camii’nin içindeki şehzade türbesinde Şehzade Mehmet ve Şehzade Cihangir yatıyor.Bu türbenin sol yanında da Rüstem Paşa’nın türbesi bulunuyor.

 

Pertevniyal Valide Sultan Camii

Pertevniyal Valide Sultan Camii
Pertevniyal Valide Sultan Camii

 Pertevniyal Valide Sultan Camii,Sultan Abdülaziz‘in annesi, Sultan 2. Mahmut ’un karısı Pertevniyal Valide Sultan (1812-1883) tarafından 1869-1871 yılları arasında, 29 inşa edilmiş. Pertevniyal Valide Sultan Camii’nin tasarımı Mimar Sarkis Balyan’a ait. Bazı kaynaklarda ise  tasarımın İtalyan mimar Montani’ye ait olduğu yazıyor.

 Camii’nin bulunduğu yerde önceleri 1768 yılında yapılmış olan Mustafa Efendi Camii bulunuyormuş. Bu camii’nin harabeleri yıktırılarak şimdiki camii yaptırılmış. Camii neogotik tarzı ile Türk ve Hint mimarisinin bir karışımını yansıtıyor. Klasik camilerden çok farklı bir mimariye sahip. Cephe görüntüsü ile diğer camilerden çok farklı. Bütün cepheler, son derece zarif taş işçiliği ile dantel gibi süslenmiş. Tarz olarak da Ortaköy Camii’ne benziyor.

 Camii’nin bin metrekarelik iç mekânı, altın yaldızlarla parlatılmış mavi renkli kalem İşi süslemeleri kaplı.İstanbul’daki camiilerde gördüğüm en etkileyici ve zarif kalem işi desem yanılmış olmam. Motifler; renk ve çizgileme teknikleri açısından 16. ve 17. yüzyıl örneklerinden oldukça farklı.

 Kare planlı cami, tek kubbeden oluşuyor.Ana kubbe duvarların üstündeki pencereli yüksek bir kasnağa oturtulmuş vaziyette.. Köşelerdeki büyük taşıyıcı ayaklar, birer çıkma ile dışarıya alınmış.

 Pertevniyal Valide Sultan Camii’nin dört köşesinde Hint mimarisini andıran birer kule bulun. Kuzeydeki hünkâr dairesi, cami görünümüne hâkim. Hünkâr kasrının köşelerinde, iki adet minare bulunuyor. Minareler; kesme taştan örülmüş, yivli, taş külahlı ve tek şerefeli. İstanbul’daki camiiler içinde pek bilinmeyen bu eşşiz yapıyı tarihi yarımada gezinize mutlaka dahil etmenizi tavsiye ederim. Hem dış hem iç mekan estetik zevkinizi doruk noktasına çıkaracak seviyede.

 

Arap Camii

 

Arap Camii
Arap Camii

 Arap Camii 717 yılında İslam ordularının başında şehri kuşatmaya gelen Meslame bin Abdülmelik tarafından inşa ettirilmiş. Camii, İstanbul’da inşa edilen ilk camii olma özelliğini taşıyor. Şehirde ezan ilk kez burada okunmuş.

 Girişiyle ortaçağ şatolarını andıran Arap Camii Haliç’in Galata yakasında bulunan en büyük camii olma özelliğini de taşıyor. Kuşatma kaldırıldıktan camii gotik üslup ile inşa edilen bir kiliseye çevrilmiş ve ismi Saint Paul Kilisesi olmuş. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından 1475 yılında tekrar camiye çevrilmiş ve vakfiyesine kaydedilmiş. 1913 yılında yapılan tadilatta camii bahçesinde Cenevizlilere ait mezar taşları bulunmuş. Bu mezar taşları şu an Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.

 

Ortaköy Camii

Ortaköy Camii
Ortaköy Camii

Ortaköy Camii Sultan Abdülmecid tarafından 1853’te yaptırılmış.Büyük Mecidiye Camii olarak da biliniyor. Mimarı meşhur Balyan Ailesi’nden Nigogos Balyan.

 Caminin bulunduğu yerde daha önce Vezir İbrahim Paşa’nın damadı Mahmud Ağa’nın yaptırdığı bir mescit bulunuyormuş. 1271’de yapılan  bu mescidin, Mahmud Ağa’nın Patrona Halil Ayaklanması’nda ölümünden sonra yıkıldığı tahmin ediliyor.

 İstanbul’un en fazla fotoğraf çekilen yapılarından biri olan Ortaköy Camii, barok tarzında inşa edilmiş. Bütün selatin camilerinde olduğu gibi harim ve hünkar bölümü olmak üzere iki kısımdan oluşuyor.Geniş ve yüksek pencereleri sayesinde camii Boğaz’ın tüm renklerini eşşiz vitraylarla birlikte bir renk cümbüşü olarak sunuyor.Ayrıca taş oyma sanatının en güzel örneklerini sunuyor.Padişahın ana girişten geçmek zorunda kalmaması ve  saltanat kayığıyla yanaşıp direkt olarak içeri girmesine imkan sağlamak amacıyla iki basamaklı  bir giriş yapılmış. İç kubbesi Boğaz ile inanılmaz bir ahenk içinde; sütunların arasından görünen bulut resimleriyle kaplanmış. Eşşiz üslubuyla Boğaz’ın siluletine renk katan ve şehrin sembolü olan yapılardan biri olarak göze çarpıyor.

 

İSTANBUL’DAKİ EN İYİ 10 MÜZE